BESLENME ve YEME BOZUKLUKLARI

DSM-5 Beslenme ve Yeme Bozuklukları

1. Pika

2. Ruminasyon bozukluğu

3. Kaçıngan/kısıtlayıcı yiyecek alım bozukluğu

4. Anoreksiya nervoza (AN)

5. Bulimya nervoza (BN)

6. Tıkınırcasına yeme bozukluğu

7. BTA beslenme ya da yeme bozuklukları

8. Belirlenmemiş beslenme ya da yeme bozuklukları

Pika: En az 1 ay süreli besleyici değeri olmayan, gıda niteliği taşımayan maddeler sürekli olarak yenir. Bu maddelerin yenmesi bireyin gelişim düzeyi Bu tanının konması için en az 2 yaşında olmak gerekir. Zeka geriliğinin şiddetine göre pika şiddeti de artış gösterebilir. Çoğunlukla çocuklukta başlar. Eş tanı olarak en sık otizm spektrum bzoukluğu ve zeka gelişimsel bozukluğu, daha seyrek olarak şizofreni ve OKB ile birlikte olur. Trikotillomani ve deri yolma ile birlikte bulunabilir. Saç ve deri yenir ve yutulur. Pika kısıtlayıcı/kaçıngan gıda alım bozukluğu ile ilişkili olabilir. Duygusal ihmal, süprevizyon eksikliği ve gelişimsel gerilik risk etkenleridir.

Ruminasyon bozukluğu: En az 1 ay süreyle yineleyici bir şekilde bulantı, istem dışı öğürme ya da iğrenme olmaksızın yutulan gıda çıkartılır (regürjitasyon) ve yutulup çıkartılan gıda yeniden çiğnenir, yeniden yutulur ya da tükürülür. Gastroösefageal reflü, pilor stenozu gibi tıbbi sorunlarla bağlantılı değildir. Bu durum tipik olarak her gün ya da haftada en az birkaç kere olmalıdır. Ruminasyon bozukluğu olan bebeklerde kendini zorlayarak başını arkaya verme, sırtını kavis yapma ve dilleri ile emme hareketleri yapma şeklinde tipik pozisyon gözlenir. Regürjitasyon dönemleri arasında huzursuz ve aç olabilirler. Aç görünmelerine karşın bazı ciddi olgularda bebek beslendikten hemen sonra regürjitasyon ortaya çıkıp gıda püskürtüldüğünde beslenme yetersizliği ortaya çıkabilir. Ergen ve yetişkinler regürjitasyon davranışını saklamaya çalışır. Bazıları başkalarının yanında hatta iş, okul gibi sosyal ortamlarda yemekten sakınır. Başlangıç yaşı genellikle 3 ile 12 aylardır. Regürjitasyon ve ruminasyon davranışı kendini rahatlatma ya da uyarıcı işlev taşımaktadır. Uyarak eksikliği, duygusal ihmal gibi psikososyal sorunlar, stresli yaşam koşulları ve ebeveyn-çocuk ilişkisindeki sorunlar yatkınlaştırıcı etkenler olabilir. Genelleşmiş (yaygın) anksiyete gibi ruhsal bozukluk sırasında görülebilir. Organik bir neden bulunmamalıdır (gastroösefagel reflü, pilor stenozu, hiatus hernisi, Anoreksiya nervoza ve Bulimya nervoza).

Kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alım bozukluğu: Gıda ya da yemeye karşı ili kaybı, gıdanın koku, görünüm gibi duyulara hitap eden özelliklerine karşı kaçınganlık, yemenin aversif sonuçlarından endişe gibi yeme ya da beslenme bozukluğu vardır. Bunun sonucu uygun beslenme ve/ya da enerji gereksinimi sürekli olarak yetersizdir ve aşağıdakilerden biri ya da fazlasının ortaya çıktığı görülür: 1- Belirgin kilo kaybı, 2- Belirgin beslenme yetersizliği, 3- Damar yolu ile beslenme ya da ağzıdan beslenme desteklerine bağımlılık, 4- Psikososyal işlevsellikte belirgin sorunlar. Bu bozukluk AN ve BN sırasında ortaya çıkmaz. Kilo ve biçim ile ilgili aşırı bir endişe gibi bir sorun  yoktur. Temel özellik gıda alımının kısıtlanması ya da kaçınılmasıdır. DSM-5'teki bu tanı DSM-IV'teki bebeklik ya da erken çocukluğun beslenme bozukluğu tanısının yerini almıştır. Bazı ağır olgularda malnutrisyon yaşamı tehdit edici olabilir. Bu bozukluk dini inanışlarla oruç tutanları, ya da yeni yürümeye başlayan bebekler ve yaşlılardaki az yeme gibi davranışları içermez. Yemeden kaçınma ya da kısıtlama gıda içe alımı ile ilişkili koşullanmış olumsuz tepkiyi, örneğin ösefagoskopi gibi travmatik bir inceleme ya da sürekli kusmayı takiben ortaya çıkabilir. İşlevsel disfaji ve globus histerikus terimleri bu durumlar için kullanılabilir. Sıklıkla bebeklik ve çocukluk döneminde ortaya çıkıp erişkinlikte devam edebilir. Bu bozukluğu olan  bebekler huzursuz olabilir, beslenme sırasında avutmak zor olabilir. Bazen ebeveyn-bebek etkileşimi de beslenme sorunlarına yol açabilir, örneğin, gıdanın uygun olmayan sunumları, bebeğin davranışlarının saldırganlık ya da reddetme olarak algılanması gibi. Ayrıca çocuk istismarı ya da ihmali de olabilir. Malnutrisyon sonucu büyüme gecikir ve gelişme ve öğrenme kapasitesi olumsuz etkilenir. Rİsk etkenleri olarak anksiyete bozukluklukları, otizm spektrum bozukluğu, OKB, DEHB, ailedeki anksiyete bozuklukları, reflü, kusma ve mide barsağa ait diğer tıbbi durumlar sayılabilir. Ayırıcı tanıda diğer tıbbi durumlar (mide barsak hastalığı, gıda alerjileri ve intolerans, malignite), beslenme sorunları ile bağlantılı özgül nörolojik/nöromusküler, yapısal ya da konjenital bozukluklar, tepkisel bağlanma bozukluğu, özgül fobi, sosyal anksiyete bozukluğu ve diğer anksiyete bozuklukları, AN, OKB, major depresyon, şizofreni spektrum bozukluğu, yapay bozukluk dikkate alınmalıdır. EŞ tanı olarak anksiyete bozukluğu, OKB, nörogelişimsel bozukluklar (otizm sğprektrum bozukluğu, DEHB, zeka gelişimsel bozukluğu) olabilir.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu: Yineleyen tıkınırcasına yeme atakları ile belirgindir. Belirli bir zaman diliminde (ör: herhangi 1-2 saat) çoğu kişinin yiyebileceğinden belirgin olarak daha fazla miktarlardaki yiyecek benzer koşullarda ve benzer zaman diliminde yenir.  Atak sırasında yeme kontrolünü kaybettiği duygusu vardır. Yeme normalden çok daha hızlıdır. Rahatsızlık duygusu oluşmasına kadar yemeye devam edilir. Fiziksel olarak açlık hissedilmediği halde büyük miktarlarda yiyecek yenir. Çok fazla yenildiğinden dolayı utanma duygusu sebebiyle tek başına yemek yenir. Tıkınırcasına yedikten sonra kendinden iğrenme, depresyon ve ağır suçluluk duygusu hissedilir. Tıkınırcasına yeme ardından belirgin bir rahatsızlık hissedilir. Tıkınırcasına yeme atakları ortalama 3 ay süre ile haftada en az bir kere ortaya çıkar. Tıkınırcasına yeme uygunsuz dengeleyici davranışların (ör: çıkarma, hiç yememe, aşırı egzersiz) düzenli olarak uygulanmasıyla ilişkili değildir ve AN ya d BN sırasında ortaya çıkmaz. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan ve olmayan kiloları benzer obez bireyler karşılaştırıldığında tıkınırcasına yeme bozukluğu olanların daha fazla kalori aldıkları, işlevsel bozuklukların daha fazla olduğu, yaşam kalitelerinin daha düşük olduğu, daha fazla öznel sıkıntı yaşadıkları ve psikiyatrik eş tanılarının daha çok olduğu görülmüştür. Çoğu obez bireyde yineleyici tıkınırcasına yeme atakları olmaz. BN'nın tersi olarak tıkınırcasına yeme bozukluğu geliştikten sonra fiziksel riskler sebebiyle diyet yapılır. Ayrıcı tanıda BN, obezite, bipolar ve depresif bozukluklar, sınır kişilik bozukluğu dışlanmalıdır.

Anoreksiya nervosa: Enerji alımı kısıtlanarak ve yaş ve  cinsiyete göre ileri derecede zayıf olma, yoğun kilo alma ya da şişmanlama korkusu, beden biçimini ve kilonun algılanmasında bozukluk, kilo kaybetme amaçlı çeşitli davranışlar ve amenore dikkati çeker. Kısıtlayıcı tipinde son 3 ayda tıkınırcasına yeme ve çıkarma davranışları yoktur. Bu alt tipte diyet yapma, aç kalma ve/ya da aşırı egzersiz ile kilo kaybedilir. Tıkınırcasına yeme/çıkarma tipinde son 3 ayda yineleyici tıkınırcasına/çıkarma davranışları vardır. Dünya Sağlık Örgütünün kabul ettiği Beden Kitle İndeksine göre hastalığın şiddeti derecelendirilir.

Hafif: BKİ 17kg/m2'den büyük veya eşit   Orta: BKİ 17-16.99kg/m2    Ağır: BKİ 15-15.99 kg/m2     Şiddetli: BKİ 15 kg/m2'den düşük

Ayırıcı tanıda tıbbi durumlar (mide barsak hastalıkları, hipertantioridi, malignite, AIDS), major deprersif bozukluk, şizofreni, madde kullanım bozuklukları, sosyal kaygı bozukluğu, OKB, beden dismorfik bozukluğu, BN, kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alım bozukluğu dışlanmalıdır.

Bulimya nervoza: BN 3 ay süre ile ortalama haftada en az 1 kere yineleyen tıkınırcasına yeme atakları, kilo almayı önlemek için yineleyen uygunsuz dengeleyici davranışlar (örn: çıkarma, hiç yememe, aşırı egzersiz), kendilik değerlendirmesinin gereksiz olarak bedenin biçimi ve kilosundan etkilenmesi ile belirgindir. 3 ay süre ile ortalama haftada en az 1 kere yineleyen tıkınırcasına yeme atakları şeklindeki DSM5<'teki bu sıklık DSM-IV-TR''de haftada en az 2 keredir. BN'nın şiddeti kilo kaybetmeye yönelik davranışlar haftada ortalama 1-3 kere ise hafif, 4-7 kere ise orta, 8-13 kere ise ağır ve 14'ten fazla ise ileri derece olarak değerlendirilir. Çıkarma davranışları sonucu sıvı ve elektrolit bozuklukları bazen ciddi sorunlara yol açabilir. Yemek borusu ve mide yırtılması, kardiyak aritmiler seyrek, fakat ölümcül olabilen komplikasyonlardır. Ayırıcı tanıda tıkınırcasına yeme/çıkarma tipli AN, tıkınırcasına yeme bozukluğu, Klein-Levin sendromu, atipik özellikli major depresif bozukluk, sınır kişilik bozukluğu dışlanmalıdır.

 

AN ve BN için Temel Klinik Özellikler

Anoreksiya nervoza (AN) ve Bulimya nervoza (BN), kadın ve erkekte aynı olan ayırt edici temel psikopatoloji hastaların görüntü ve ağırlıklarını aşırı değerlendirmeleri ve kontrol etme çabalarıdır. Oysa diğer bireyler kendilerini çeşitli alanlarda (örn: ilişkiler, iş, ebeveyn, spor, vb.) değerlendirir. Bu bozuklukların diğer özelliklerinin çoğu, bu psikopatolojiye ikincil olarak ve bunun sonuçları (ör: kendini aç bırakma) olarak ortaya çıkar. AN'da kilo kaybı, sorun yerine başarıdır. BN'da bazı fizik sorunlar ve duygusal durumlar kendini şişman hissetme şeklinde hatalı yorumlanır, sürekli bedeninin nasıl göründüğünü düşünme, beden ölçülerini olduğundan fazla tahmin etmeye yol açabilir. AN olanlarda çok az ve seçici yemeye bağlı olarak kilo çok düşüktür. Şişmanlatıcı olarak düşünülen gıdalardan kaçınılır. Bazı hastalar gıda kısıtlamasını, yarışmacılık ve kendilerini cezalandırma arzusu gibi psikolojik süreçlerde daha da kolaylaştırır. Çoğu hastanın egzersiz yaparak, bir kısmının müshil ya da idrar söktürücü ilaç kullanarak kilo kontrolü amaçlı davranışları vardır. Bazılarının yemesini kontrol edemediği zamanlar olur, ancak yenilen miktar sıklıkla çok değildir. Depresyon ve anksiyete belirtileri, irritabilite, mizaç dalgalanması, yoğunlaşamama, cinsel istek kaybı, obsesyonel özellikler sıklıkla eşlik eder. Bu belirtiler kilo azaldıkça kötüleşir, kilo alındığında düzelir. BN'da temel ayırt edici özellik gıda kısıtlama çabalarının, tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları ile kesilmesidir. Tıkınırcasına yeme atakları hoşnutsuzluk yaratan kontrol kaybı duygusu ile fazla miktarda gıdanın kısa zamanda tüketildiği yeme ataklarıdır. Tıkınırcasına yeme ataklarını takiben, çoğunlukla kendisini kusmaya zorlama ya da müshil kötüye kullanımı ortaya çıkarken, bir grup hastada çıkarma görülmez. Yememe, az yeme ya da aşırı egzersiz yaparak tıkınırcasına yeme dönemlerindeki kilo alımı dengelenir. Yeme kontrolü kaybolduğu için hasta çoğu rahatsız olur, utanç duyar, bu da AN'ya göre daha kolay tedavi işbirliği yapmalarını sağlar, bununla birlikte tedavi arayışı yıllarca geciktirilebilir. Depresyon ve anksiyete belirtileri sıklıkla vardır, bir alt grupta, madde kötü kullanımı ya da kendine zarar verme ya da her ikisi mevcut olup multi impulsif tip olarak değerlendirilir. Başka türlü adlandırılamayan yeme bozuklukları için örnek olarak adet kesintisi olmayan, AN'nın diğer tanı ölçütlerini kapsayanlar; düşük ya da normal kiloda olup aşırı diyet kısıtlaması, aşırı egzersiz, zaman zaman tıkınırcasına yeme atakları olanlar sayılabilir. Çoğu hasta geçmişte ya AN ya da BN geçirmiştir.

I-ANOREKSİYA NERVOSA:

Aşağıdakilerin varlığı halinde bu rahatsızlıktan bahsedilmektedir.

1-Bulunduğu yas grubu ve boy uzunluğu acısından normal kabul edilen en az kilo ya da bu ağırlığın üzerindeki bir kiloyu kendisi için uygun bulmayıp,kabul etmeme.

2-Yas ve boy göz önüne alındığında beklenenden daha düşük bir kilosu olmasına rağmen kilo almak veya şişmanlamaktan aşırı derecede korkma.

3-Kişinin kilosu ya da vücut şeklini algılayışında bozukluk vardır. Kişinin kendini değerlendirdiğinde kilo ya da vücut seklinin ,olağandan çok daha fazla ve anlamsız ölçüde bir yer kaplaması veya o anki kilosunun düşük olmasının öneminin farkına varmama.

4-Bayanlarda birbirini izlemesi gereken en az 3 adet döneminin olmaması

Bu rahatsızlığın kısıtlı ( bu durum yaşanırken kişide bir anda "patlayıncaya dek" yeme ya da kendini kusmaya ya da lavman- idrar söktürücüler ile yediklerini çıkarma davranışının olmadığı) tip ya da bu sayılan davranışların olduğu tiksinircesine yeme/ çıkartma tipi olarak 2 şekli vardır.

Hastaların çoğunun düşünce içeriği yemek ile ilişkilidir. Kimileri kalan, artan, yiyemedikleri yiyecekleri bırakamayıp biriktirir, bazıları da hiç yapamayacağı yemek tariflerini edinmeye çalışabilir. Topluluk içinde yemek yeme konusunda isteksiz davranabilirler. Başlangıç ta çevrelerinden ilgi ve beğeni görmek için , kendileri üzerinde kontrol sağladıklarını görmek amacıyla alınan besinleri kısıtlamaya başlarlar. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler. Kendileri gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılırlar.


Tıkınırcasına yeme-çıkartma tipine ait grubun alkol-madde kötüye kullanımı, daha çok duygusal durumda dalgalanmalar ve cinsel aktivitelere sahip olup, dürtülerini kontrollerinin daha zor olduğu gözlenmiştir.

Kişiler kilo kayıplarını arttırmak için fiziksel egzersizler yapar ya da yorucu fiziksel uğraşılar içine girerler. Öyle ki kişi daha çok enerji harcayıp, kilo verebilmek için oturmayıp, ayakta durmayı yeğleyebilir ya da durduğu yerde el ve ayaklarını hareket ettirebilir. Kişinin toplumsal ilişkileri azalabilir. Sadece is, fiziksel egzersiz ve kilo düşünceleri ile ilgilidir. Bir deri bir kemik kalsa bile kilolu olduğu düşüncesindedir. Kişiler kendilerine listeler hazırlayarak kendilerine yasakladıkları yiyecekleri belirterek, bunları yemeyeceklerine yeminler ederler. Yarim kilo bile almaları onları zayıflıktan şişmanlığa geçtikleri seklinde düşündürür. Uzun sure bir konuya dikkatlerini veremezler . Kendilerine güvensizlik yoğun bir şekilde kendini hissettirmektedir. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar.

Çocuk gelişiminin erken evrelerinde, anne-çocuk iletişiminde çocuğun kendi başına,özgür davranışları üzerine yapılan müdahalelerin önemine dikkat çekilmektedir.

Anoreksia başlangıcı sonrasında genellikle obsesif- kompulsif davranışlar başlayabilir. Özellikle temizlik saplantıları ( ev temizliğine yönelik aşırı aktiviteler gibi) ve ders çalışma ile ilgili saplantılara rastlanabilir. Cinsel gelişimlerinde sorun olduğu gibi , cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar da beraberindedir.

Bu kişilerde hastalığın yol açtığı vücutsal değişimler:

Hastalarda kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda ostrojen dediğimiz kadınlık hormonu ,erkeklerde testesteron denen erkeklik hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir.

Kimlerde görülmektedir:

Bu rahatsızlık düzenli ve bol çeşitli yemek yeme olanaklarının olup, göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü bati toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların % 90-95 i kadındır. Anoreksia nervosa genç kızlarda % 0,5 oranında saptanmakta, genellikle 12-25 yas arasında rastlanmaktadır.

Son yıllarda yurt dışında yapılan çalışmalara göre hastalığın yüz bin kişide 15-20 arasında görüldüğü saptanmıştır.

Rahatsızlığın oluşumunda etkili risk faktörleri:

- Yaşanılan sosyo-kültürel çevrenin etkisi ile zayıflığın kesin güzellik ölçütü olması durumu yaygınlaştırmaktadır. Bazı mesleki alanlar ( hosteslik, modellik, dans ve müzikle uğraşanlarda) bu yüzden özellikle risk altındadır.

-Bu rahatsızlığı olanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve gene bir yeme bozukluğuna daha çok rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin daha çok diyet yapıp,yeme bozukluğunun olduğu, sürekli diyet yapma düşünceleri ile haşır nesir oldukları, kızlarının da diyetleri konusunda yoğun düşünceler içinde olabildikleri gözlenmiştir.

- Aile yapıları itibariyle, bağımsız hareket serbestisinin verilmediği ve aile işleyişi açısından yeterli keyif alınmayan doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı.

-Öncesinde var olan aşırı şişman beden yapısı

-Çocukluk cağı başlangıçlı diabet ( seker hastalığı) varlığı

- Geçmişte yaşanan cinsel, fiziksel tacizler.

Rahatsızlıktaki kişisel düşünce yapıları:

- Kişisel açıdan kendilerini yardıma muhtaç ama yardim edilemez görürler

- Kendi ve çevreleri üzerindeki denetimi kaybetme korkuları vardır.

- Aşırı bir şekilde başkalarının görüşlerine bağımlı olarak özgüvenlerini koruyabilen, onların yeterli ya da olumlu desteği olmadığında kendilerini bir hiç olarak görürler

- Bir şey ya tam olmalı ya da hiç olmamalı seklinde bir düşünce yapısı olan kişilerdir.

Hastalığın seyri:

Hastaların yarısının ilerleyen donemde iyileştiği, dörtte bir oranında hastanın kısmen iyileştiği, ancak bir miktar yakınmalarının sürdüğü belirlenmiştir. Hastalık sonucu olum oranının % 5 civarında olduğu gözlenmiştir.

Hastalığın gidisine olumsuz etki yapan faktörler:

-Ailede aşırı geçimsizlik, tartışmalı ortam

-Bulimianın hastalığa eslik etmesi

-Kusma, dışkılamayı arttırıcı ilaç kullanımları

-Obsesif-kompulsif, histerik, depresif, nörotik davranış yapıları, zeminde bulunan psikiyatrik sorunlar nedeniyle, kişide vücutsal yakınmaların fazlaca gündeme gelmesi (gastrit, kolit vb.)

-Hastalığı inkar eden davranışlar içine girilmesi.

Hastalığın gidisini olumlu etkileyen etmenler arasında ise erken başlangıç yaşı, hastalığı kabul etmek ve kendine güvenen bir kişilik yapısının bulunması sayılmaktadır.

Tedavi:
Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişiler arası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır.Tedavide davranışçı terapi, aile terapisi ve grup terapisi kullanılabilir.

II-BULİMİA NERVOSA:

Aşırı ölçüde , adeta " aksırıncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya dek" krizler halinde tekrarlayan yemek yeme nöbetlerinin olduğu bir rahatsızlıktır. Aşağıdaki iki belirti bu duruma eslik etmektedir.

1-Belirli bir sure içinde , benzer durumdaki pek çok kişinin yiyebileceği besin miktarının çok daha fazlasının tüketilmesi

2- Bu durum yaşanırken yemek yeme üzerine kişide kontrolün kaybı hissi olur (yemeği sonlandıramayacağı , miktarında aşırıya kaçıp, kontrol sağlayamayacağı hissi).

Kişi kilo almamak için isteyerek kusma, dışkılamayı arttırıcı ya da idrar sokturucu ,yan etki olarak zayıflama yapabilecek ilaçları kullanır. Yemek yemeyi kendine yasaklayıcı tutumlar ya da normalden daha çok fiziksel aktivite ya da yoğun kültür fizik hareketleri gibi uygun olmayan telafi edici, kompanse edici davranışlar içine girer.

Tıkınırcasına yemek yeme ve uygun olmayan telafi davranışları en az 3 ay sure ile en az haftada 2 kez görülmektedir.Kişinin kendine bakışında vücut sekli ve kilosu önemli bir yer işgal edip, sahip olunan özellikler normalden çok daha fazla etkili olmaktadır.

Rahatsızlığın 2 tipi vardır. Birincisinde düzenli olarak kusma, idrar sokturucu ve dışkılamayı arttırıcı ilaçlar kullanılmaktadır. İkinci şekilde ise kişide bunun yerine yemek yememe ya da anormal derecede fiziksel aktivite ya da vücut egzersizleri gibi alınan kalorileri telafi edici davranışlar görülmektedir.

Patlarcasına yeme süreçleri çoğunlukla 2 saatten kısa sure içinde olmaktadır. Bu arada daha çok karbonhidrat içeriği fazla olan tatlılar, pastalar gibi kalorice zengin besinler tüketilmektedir. Kişiler bu davranışlarını gizlemeye çalışır ve bu davranışlarını kıyıda, köşede sergilerler. Bu yeme davranışları planlı olabileceği gibi, aniden bir anda da başlayabilir. Yeme davranışı çok hızlıdır. Bu durum çevresel stres etkenleri ile tetiklenir. Atıştırma atakları alışılan aralıklarda ya da öfke, gerilim, yalnızlık ya da depresif duygulanımın olduğu dönemlerde tetiklenebilir. Yemek yenirken geçici bir sure gerilim düşerse de sonrasında bunu cökkünlük ve pişmanlık düşünceleri izler. Ya kendisi kusar ya da kusmaya veya dışkılamaya yardımcı olabilecek ilaçlara yönelir.

Bu kişilerde ilerleyen dönemlerde alkol-madde bozuklukları , depresif durumlar görülebilmektedir. Bu kişilerin daha çok kişilik bozukluklarına sahip olduğu ( daha çok sınırda kişilik bozukluğu) gözlenmiştir.

Toplumda kadınlar arasında % 1-3 oranında görülmekte, daha çok erişkinliğe geçiş döneminde başlamaktadır. Ailelerinde de bu rahatsızlığa ya da madde kötüye kullanımı ya da depresif rahatsızlıklara daha yüksek oranda rastlanmaktadır.

Bulimia çoklukla önceden şişman olan kişilerde görülse de madde kullanımı ya da anoreksiyayı takiben de gelişebilmektedir. Kişinin vücuduna yönelik olumsuz değerlendirmeleri anoreksiyaya göre daha fazladır. Bazı durumlarda kişi yiyecek maddeleri çalar ya da para çalarak gıda maddelerini bu amaçla elde etmeye çalışır.

Depresyon genellikle hastalığa eşlik eder. Bu kişilerde madde kullanımları özellikle yoğun alkol kullanımı da görülebilmektedir. Kadınlarda çoğunlukla adet düzensizlikleri oluşmakta, bazı hastalarda tansiyon düşüklüğü ve kalp atım sayısında azalmaya rastlanmaktadır.

Kusmalar nedeniyle hastanın su-tuz dengesi bozulabilir. Yemek borusu hasarları, tükürük bezlerinde büyüme ve diş çürümeleri görülebilir.

Tedavi:

Hastalarda ilaç tedavisi yanında psikoterapi de etkilidir. Psikoterapide hedeflenenler anoreksiyada bahsedilenler gibidir

Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22