Psikiyatrik Tedaviler

Halk arasında bütün sinir ilaçlarının bağımlılık yaptığı ve uyuşturucu ilaçlar olduğu yolunda yaygın bir inanış vardır. Temelde bu inanış psikiyatrik hastalıkların doğal seyrini bilmemekten ve ilaçların etkilerini yanlış yorumlamaktan kaynaklanır. Özellikle antidepressan ilaçların yani depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların kesilmesi ile hastalık belirtilerinin yeniden aynı şekilde başlaması tekrar  hasta ve yakınları tarafından ilaca bağımlılık olarak yorumlanmaktadır.

Ayrıca ilaçların doktor denetiminde kullanılıp doktor denetiminde bırakılması gerektiği de göz ardı edilmektedir. Psikiyatrik ilaçlar aniden yüksek dozda başlanmayacağı gibi birden fazla veya yüksek dozdaki ilaçlar da birden, yani aniden kesilmemelidir. İlaçlar kademeli olarak azaltılarak kesilmelidir. Hangi ilacın ne zaman ve ne dozda kesileceğine psikiyatri uzmanı karar verebilir.

Oysa hastanın iyileştikten sonra da belli bir süre ilacını kullanmak zorunda olması bilimsel anlamda bu bağımlılığı ifade etmemektedir. İçinde bulunulan bozukluğun tedavisi için gerekli olan ilaçlar kullanılır. Gerekli olunması ne hastaya ne de doktora bağlıdır. Hasta rahatsızlığını isteyerek ortaya çıkarmaz. Doktor da keyfi olarak hastasına ilaç/lar önermez. Yani bilimsel olarak gereklilikten yola çıkılarak ve her hasta ayrı ayrı değerlendirilerek hastaya göre ilaç verilir. Burada kişisel farklılıklar olabileceğinden, her hastaya da aynı tanılara sahip olsalar bile aynı dozda aynı ilaçtan, hatta aynı tanıya sahip hastalara da aynı ilaçlar verilmeyebilir. Bilimsel olarak beyindeki bazı düzeneklerin iyi çalışmadığı veya bozuk çalışmasından kaynaklanan ruhsal bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Bu düzeneklerin eskisi gibi yani doğal olana daha yakın çalışması için bu ilaçların gerekliliği de kanıtlanmıştır. Psikiyatrik ilaçların verilme gerekliliği de bu yüzdendir. Tedavi için gerekli olan ilaç/lar verilmediği taktirde rahatsızlık/bozukluk/hastalık aynı veya artan şiddetiyle sürecektir. Bu durumu geriye döndürmek için de ilaçlara gereksinim duyulur.

Psikiyatrik tedavilerde sıkça yapılan bir yanlış da psikiyatrik bozukluğun tedavisi sürerken, kişinin kendini iyi hissetmeye başlaması yani düzelmeler başlar başlamaz, şikayetlerdeki azalma ile ilacın kesilmesidir. Bu da sık olarak rahatsızlık belirtilerinin yeniden başlamasına ya da birden kesilmesi ile daha fazla belirtiler göstermesiyle ortaya çıkan bir durumla karşı karşıya kalınır. Bu durum da hastaya ilaçlara bağımlılık veya ilaçların her bırakılmasında tekrar başlayacağı fikrini getirir. Oysa tüm hastalık belirtileri düzeldikten sonra bile bir süre ilaç kullanmak zorundayız. Bu da iyilik halini pekiştirme olarak nitelenebilir. Bu süre depresyonda tam düzelmeden sonra hiçbir belirti yokken bile en az 3 ay olmalıdır. Eğer hastalık belirtileri yıllardır varsa pekiştirme dönemi daha uzun süre olabilir. Geçmeyen/iyileşmeyen depresyonu veya başka bir psikiyatrik bozukluğu olan bir durum veya ilaç bırakıldığında şikayetler tekrar aynı şekilde başlıyorsa süre sınırı konmayabilir, yani bir ömür boyu olabilir. Ömür boyu kullanım çok az hastada gereklidir.

Psikiyatride kullanılan ilaçların bağımlılık yaptığı şeklindeki inanış tüm toplum tarafından, hatta tıptaki diğer branş doktorları tarafından da paylaşılır. Bazen, maalesef ki, psikiyatrist olanlar bile “yeşil reçete mi, aman uzak dur”, “yeşil reçete ilaçlar bağımlılık yapar, çok gerekli olmadıkça sakın alma, hatta alsan bile çeyrek al” gibi sözler söyleyerek kişileri sıkıntıya düşürürler. Bu hekimler yeşil reçete ile satılan ilaçların ya yazmamalıdırlar, ya da hastayı korkutmamalıdırlar. Yeşil reçete ile satılan ilaçların bağımlılık yapıcı potansiyeli (gücü) vardır. Ancak bağımlılık yapıcı etki bir hastalıkta kullanım dozlarının 12-15 katındaki kadar yüksek dozlarındadır. Örneğin; ticari adı Xanax olan ilaçtan bizler çoğunlukla günde 1 tableti tedavi edici doz olarak kullanırız. Bazen de bu doz nadiren günde 3-4 tablete kadar çıkabilir. Ancak günde bu ilaçtan 12 tablet verirsek ve bu dozu 20-40 gün sürdürürsek o zaman bağımlılık yapar. Aynı şekilde Nervium veya Diazem’den çoğunlukla günde 1-2 tablet verilirken 10-15 tablet ve uzun süre verilirse bağımlılık yapar. Tabii ki burada bir istisna da akılda tutulmalıdır. Alkol bırakma tedavilerinde Nervium veya Diazem alkolün yerini tuttuğundan rahatlatıcı etki gösterir, ve bırakmada yani alkol isteğini azaltmada etkili olur. Bu nedenle de alkol bırakma tedavilerinde dozlar diğer hasatlıkların tedavilerinde olduğundan daha yüksek tutulabilir. Endişe uyandırmamalıdır. Bazen tedavi görenlerin etrafındakiler veya ilacın alındığı yerdeki bazı bilinçsiz çalışanlar hastaya “yeşil reçete verilmişse hastalık ağırdır” veya “yeşil reçete bağımlılık yapar, sen bunu kullanma, doktoruna tekrar sor” gibi bilimi ve dolayısıyla psikiyatriyi dışlayan sözlerle kişinin aklını bulandırabilirler.

Aslında yukarıda sayılan ilaçların doktor kontrolünde kullanımlarında hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Güvenle kullanılabilen bu ilaçlara gerektiğinde başvurulmalıdır ve hastalara sunulabilecek olumlu etkilerden hastaları mahrum bırakmamalıdır. Hastalar korkutulmamalıdır. Gerekli ise de teşvik edilmelidir.

Başka bir ilaç daha vardır ki yeşil reçeteyle satılmasına rağmen sadece psikolojik bağımlılık yaparak etki  eder. Ticari adı Akineton olan bu ilacın psikiyatride kullanımı aslında bazı ilaç yan etkilerini gidermek içindir. Bazı psikiyatrik ilaçlar (antipsikotikler) kasılma vb. yan etkilere sahip olduğundan ve Akineton ile önlenebildiğinden, bu ilaç ek olarak verilir. Antisosyal kişilik bozukluğu (psikopatlar) olanlar bu ilacı aldıklarında rahatlama hissederler. Almadıklarında aslında alkol, sigara gibi arama davranışı uyandırmaz. İlacın yaptığı sadece bir rahatlamadır. Yoğun arama davranışına neden olmaz. Bu ilaç da daha çok psikopatların kullana geldiği ilaç olarak bilindiğinden, kötü bir namı vardır.
Kısaca psikiyatrik hastalıklarda hekimin önerdiği uygun doz ve uygun sürede kullanılan ilaçların bağımlılık yapma ihtimali yoka yakın derecede azdır. Eğer ilaç kesildikten sonra bir takım sıkıntılar nüksediyorsa o zaman kullanılan ilacın bağımlılık etkisinden değil, yaşanan hastalığın hala mevcut olduğundan şüphe etmek gerekir.

Rahatsızlıkları tedavisinde toplumun yanlış bir inanışı da psikologların tedavilerde önce geldikleridir. Hatta psikologları bir danışmanlık, psikiyatriye yönlendirmede ilk basamak olarak görülmesidir. Aslında bilinenin aksine “psikiyatrist” ilk basamak olmalı, gerektiğinde psiloloğa yönlendirmede ilk olmalıdır.
Psikiyatri, hastalığın tedavisi hiçbir yerde yapılamayınca bir de bu bölümü deneyeyim diyen hastalara alternatif bir bölüm gibi düşünülüyor. Hastaların pek çoğu her yolu-muskadan NLP uzmanlarına kadar-her yolu deniyor ve daha ağırlaşmış, yanlış yerlerde zaman kaybetmiş dirençli vakalar olarak karşımıza geliyorlar. Toplumda yavaş yavaş yıkılmaya başlayan psikiyatri tabusu, tedavi olmaya istekli pek çok hastanın kaçınmasına “ben deli değilim” diyerek yanlış yerlerde çare aramasına sebep olmuştur.

Maalesef psikiyatrik sorunlara sıra gelince herkes uzman gibi sorunlu kişilere önerilerde bulunuyor kimi daha da ileri gidip ilaç bile tavsiye ediyorlar. Bu kişilere tavsiyem; bir psikiyatri kliniğini ziyaret etmeleri, ilgilendiğimiz hastaların başlangıçlarını, aldığımız sonuçları, anlamasalar da uygulanan tedavilerin hangi süreçlerde nasıl işlediğini görmeleridir. Bizler bu deneyimleri elde etmek için 6 yıl tıp fakültesi 5 yıl da psikiyatri kliniklerinde uzmanlık eğitimi alıyoruz. Bunca seneye, okumaya, araştırmaya, emeğe saygı adına psikiyatrinin kıymeti bilinmeli ve hakkettiği yerde hastalıkların tedavisi gerçekleştirilmeli.
Psikiyatriye gitmek hep, ve nasıl oluyorsa tüm yaş gruplarında “delilik” olarak görülür. Ancak psikiyatriye başvuru yapmanın amacı; danışmanlık almak, sorunlara çözüm aramak, gerekiyorsa tedavi seçeneklerini değerlendirmek olmalıdır. Psikiyatriye başvuranların Yüzde 95’inin aslında sadece bir ruh sağlığı bozukluğu vardır, yani akıl sağlığı yerindedir. Geriye kalan sadece yüzde 5’lik hastanın akıl sağlığı bozuktur. Yani her psikiyatriye gelen kişinin akıl sağlığı bozuk değildir. Kaldı ki, akıl sağlığı bozukluğu olanlara biz psikiyatristler de “deli” demiyoruz. Sadece hastalık tanısını söylüyoruz; “şizofreni”, “şizoaffektif bozukluk” gibi.
PSİKİYATRİST İLE PSİKOLOG ARASINDAKİ FARKLAR
Ülkemizde insanlar genelde ruhsal sorunlarla uğraşan insanların tanımlamasını yaparken psikolog yada psikiyatristi aynı anlamda kullanmaktalar. Psikologlara doktor diyenler bile vardır. Bu kullanım aslında aldıkları eğitim olarak çok farklı olan iki grubu birbirine karıştırmaktır.
Psikiyatrist;
TIP FAKÜLTESİ'nden mezun olmuş ve ondan sonra 5 yıl psikiyatri ihtisası yapmış hekimlere yani tıp doktorlarına denir. Yani doktordur. Böylece aldığı eğitimle insanın hem genel hastalıkları (dahili, yeri geldiğinde cilt hastalıkları, mecbur kaldığında acil müdahale) hakkında bilgi sahibi olan hem de ruhsal yapısını tanımlama ve gerektiğinde tedavi etme yetki ve bilgisine sahip bir insan ortaya çıkmaktadır. Hem hekim hem de üstüne ruh sağlığı uzmanıdır. 
Psikolog ise;
Fen Edebiyat Fakültesinin psikoloji bölümünden mezun kişilerdir. Liseden sonra okunan 4 yıllık bir fakülte eğitimidir, psikolog olmak. Normalde psikiyatristlerle birlikte çalışırlar gerekli testleri hastalara uygularlar ve sonuçta psikiyatristin tanı koymasına ve tedavi etmesine yardımcı olurlar. Ancak bazı özel eğitimlerden sonra psikoterapi yapmaya hak kazanırlar. Hatta test yapmak için bile eğitimleri gerekir. Bu işlev küçümsenemez. Hatta çok faydalı olduğunu da inkar edemeyiz. Ancak psikologların tek başlarına tanı koyma ve tedavi etme yetkisi yoktur. Hele ilaç yazma yetkileri hiç yoktur. Bu yapılmaya başladığı andan itibaren hastaya zarar verme başlamış olur. Bu yüzden müracaat ettiğiniz insan bir psikiyatrist mi yoksa bir psikolog mu, iyi ayırım yapın. Hatta mümkünse diplomasını görün. Ve bir sorununuz varsa güvendiğiniz başka bir hekimden referansla gidin. Ticari kaygılar nedeniyle hepsi değil ama bir kısmı kendilerince test, danışmanlık vb. adlar altında merkezler açarak başvuran hastaları adeta kaçırmadan test, psikoterapi yaparak zaman kaybettirmektedirler.

Bazen de NLP (Nöro-Linguistik-Programming) adı altında ilaç kullanmadan tedavi ederek avantajlı olduklarını da savunarak psikolog bile olmayan ve 5-10 günlük eğitim aldıklarını iddia edenler de olabilir. Bazen, NLP ile 1 ay gibi kısa bir sürede İngilizce öğreten, bazen de migrene tek seansta kesin çözüm verenlerle karşılaşabiliriz.

Ehli olmadan başkalarının işini yapanlara, veya başka meslek gruplarının işlerine müdahale edenlere “şarlatan” denmektedir.
Tedavi olurken bu tür ayrıntılara dikkat edin.

Psikiyatride kullanılan ilaçlar;

1.Antidepresanlar:
Sertralin (Lustral, Seralin, Selectra, Serdep)
Sitalopram (Cipram, Eslopram, Citol, Vodalex, Citara)
Paroksetin (Seroxat, Paxil, Xetanor)
Fluvoksamin (Faverin)
Fluoksetin (Prozac, Depreks, Zedprex, Fulsac, Florak)
Essitalopram (Cipralex, Eslorex, Citoles)
Venlafaksin (Efexor, Veniba, Venegis, Sulinex)
Milnacipran (ixel)
Reboksetin (Edronax)
Tianeptin (Stablon)
Mirtazapin (Remeron, Mirtaron)
Moklobemid (Aurorix)
Mianserin (Tolvon)
Trazodon (Desyrel)
Bupropion (Zyban, Wellbutrin)
Amitriptilin (Laroxyl)
Klomipramin (Anafranil)
İmipramin (Tofranil)
Opipramol (İnsidon, İnsomin)
Maprotilin (Ludiomil, Maprotil)
Antidepresanların Etki Gücünü Artırmak İçin Kullanılan Ancak Antidepresan Olmayan;
Buspiron (Buspon)

2.Antiepileptikler: Süregen veya Tekrarlayıcı Depresyon veya Depresyon-Mani Atakları İle Giden Bipolar (İkiuçlu, Manik Depresif Hastalık) Bozukluk Tedavilerinde Kullanılırlar.
Karbamazepin (Tegretol, Karazepin, Teril, Karberol)
Valproat (Depakin, Convulex)
Lamotrijin (Lamictal)
Topiramat (Topamax, Xamate)
Gabapentin (Neurontin, Gabtin)

3.Antipsikotikler:
Daha çok Şizofreni, Şizoaffektif Bozukluk ve Bipolar Bozukluk tedavilerinde kullanılsalar da diğer iyileşmeyen veya dirençli psikiyatrik bozukluklarda da kullanılabilirler.
a.Tablet Olanlar
Haloperidol (Norodol)
Klorpromazin (Largactil)
Pimozid (Nörofren)
Trifluoperazin (Stilizan)
Sülpirid (Sülpir, Meresa, Dogmatil)
Risperidon (Risperdal, Rixper, Rileptid)
Olanzapin (Zyprexa, Rexapin, Ozaprin)
Ketiapin (Seroquel, Cedrina, Ketya)
Aripiprazol (Abilify, Aripa, Ignis, Curexol)
b.Depo Enjeksiyon Antipsikotikler;
Risperidon (Risperdal Consta)
Flufenazin (Prolixin)
Zuklopentiksol (Clopixol)
Flupentiksol (Fluanxol)
Haloperidol (Haloperidol Decanoat 50mg amp)
4.Demans (Bunama) Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Erken yaşlarda başlayan iyi huylu unutkanlıklarda verilmezler.
Memantin (Ebixa)
Donepezil (Aricept, Doenza)
Rivastigmin (Exelon)
Galantamin (Reminyl)
5.Yeşil Reçete İle Satılan ve Kaygı Giderici Olarak Kullanılanlar; Benzodiazepin Grubu İlaçlar

Tedavi için önerilen dozların 10-15 kat yüksek dozlarında bağımlılık yaparlar.
Diazepam (Diazem, Nervium, Spazmo-Valibrin)
Alprazolam (Xanax)
Klonazepam (Rivotril)
Lorazepam (Ativan)
Klordiazeposid (Librax, Librium, Klipaks)

6.Yeşil Reçete İle Satılmayan Ancak Kaygı Giderici Etkisi Onlar Kadar Olabilen, Hekim reçetesi olmadan satılmamaktadır
Medazepam (Tranko-Buskas)

7.Yeşil Reçete İle Satılan Ancak İlaç Yan Etkilerini Önlemek İçin Kullanılan ve Sadece Psikolojik Bağımlılık Yapabilen İlaç; Psikopat olmayanlarda psikolojik bağımlılık bile yapmaz!
Biperiden (Akineton)

8.Kırmızı Reçete İle Satılan İlaçlar;
Uyarıcı olma etkisi nedeniyle uykusuzluk yapar, böylece hem uykuyu açar hem de dikkati artırır. Kırmızı reçete olmasının nedeni uykuyu bozmasından yani uykuyu kaçırarak uykuya dalmayı zorlaştırmasındandır. Bu nedenle de akşam saat 20:00’den sonra verilmesi önerilmez. Özellikle dikkat eksikliği olanlarda dikkati artırır, hiperaktif olanlarda hareketleri olması gereken düzeye indirir (uyuşukluk, donukluk yapmaz). Özellikle ağır depresyonlarda uyku, iştah artışı, günlük aktiviteleri yapamayacak düzeyde yorgun, halsiz ve enerjiden yoksun hisseden hastalarda ilacın uyarıcı etkisinden faydalanılarak hastayı canlandırmak için kullanılabilir. Ritalin kısa etkili olduğundan etkisi 3-5 saat sürer ve günde 3 defa (sabah, öğlen, akşam) verilebilir. Concerta ise uzun etkili şeklidir ve günde 1 defa sabah verilebilir. Ancak sanılanın, tahmin edilenin aksine kendi klinik gözlemlerim uzun etkili olan Concerta’nın kısa etkili olan Ritalin’e göre başarı oranı daha düşüktür. Bazı hastalarımda Concerta + Ritalin ikilisinin beraber kullanımı bile daha başarılı sonuçlar vermiştir.
Metilfenidat (Ritalin {Kısa Etkili}, Concerta {Uzun Etkili})

9.Propranolol (Dideral) ve Metoprolol (Beloc)
Panik atak geçirenlerde atakları önlemek, sıkıntıyı gidermek ve korkuların önüne geçmek için kullanılır. Psikiyatrik bozukluklarda daha etkili olduğundan daha çok tercih edilen Propranolol’dür.

10.Migren Tedavisinde Kullanılan İlaçlar;
Zolmitriptan (Zomig)
Eletriptan (Relpax)
Naratriptan (Naramig)

11.Diğerleri;
a.Modafinil (Modiodal)
Uyku artışı ile giden depresyonlarda antidepresanlara ek olarak verilmektedir.
b.Disülfiram (Antabus)
Alkol bırakma tedavilerinde kullanılan, alkol isteğini azaltmadan fakat alkolle alındığında ölümcül yan etkiler ortaya çıkaran bir ilaçtır.
c.Antihistaminikler (Prakten, Sipraktin, Atarax vb.)
Daha çok kaygı (bunaltı, sıkıntı) giderici olarak kullanılırlar. Bunun yanında iştah artırıcı olarak veya Akineton gibi onun yerine antipsikotiklerin yan etkilerini önlemek amacıyla da kullanılırlar.
d. Zopiklon (Imovane)
Sadece uyku ilacı olarak kullanılır. Etkisi 6-7 saat kadardır ve uykudan uyanıldığında uyku sarhoşluğu veya denge bozukluğu yapmaz.
e.Pirasetam (Nootropil)
Beyin kan akımını artırarak ve uyarıcı etki yaparak bazen psikiyatrik bozukluklarda etkili olabilir. Rutin kullanımda ilk sıralarda yer almaz.
f.Desmopressin (Minirin)
Sprey şeklinde burun içine uygulanır. Gece altını ıslatma sorunu olanlarda tedavide kullanılır ancak tedavi edici değil daha çok şikayetin ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Kullanıldığı sürece idrar kaçırma şikayeti de olmaz.
g. Flumazenil (Anexate ampul)
Yeşil reçete ile satılan ve Benzodiazepinlerin etkilerini geriye döndürmek için damar yolundan uygulana, etkisini 30-60 saniyede çıkaran bir ilaçtır.
h. B12 vitaminleri içeren ampuller (Dodex ampul, Neurogriseovit, Epargriseovit)
B12 vitamini eksikliği enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlarla tedavi edilir, tablet ilaçlarla değil. B12 vitamini eksikliği unutkanlık, denge bozukluğu, ağır derecede depresyon ve kaygı bozukluğu ve erken bunamaya kadar giden ağır hastalıklara/şikayetlere neden olabilir. B12 eksikliğinin tedavisi ömür boyu olmalıdır. B12 eksikliği kanda ölçümü yapılarak tespit edilebilir.
I.Nikotin bant veya sakız (Nicotinell)
Sigara bırakma tedavilerinde kullanılır.
i.Sinarizin (Sefal ve Sefal Fort) ve Betahistin HCl (Betaserc, Vasoserc)
Baş dönmelerinde kullanılan ilaçlardır.
j.Sildenafil (Viagra, Levitra, Sildegra)
Erkeklerin sertleşme bozukluklarında kullanılır.
k.Asepromazin (Plegicil damla)
Kullanımı terk edilmiş olan bir antipsikotiktir. Maalesef ki, çocukların rahat uyumalarını sağlamak amacıyla kullanıla gelen, bazı ilaç satan ve ehil olmayan kişilerce önerilen bir ilaçtır.

Dr.Murat Eren ÖZEN
Özel Adana Hastanesi, Adana, Tel: 0322 459 22 22
Halk arasında bütün sinir ilaçlarının bağımlılık yaptığı ve uyuşturucu ilaçlar olduğu yolunda yaygın bir inanış vardır. Temelde bu inanış psikiyatrik hastalıkların doğal seyrini bilmemekten ve ilaçların etkilerini yanlış yorumlamaktan kaynaklanır. Özellikle antidepressan ilaçların yani depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların kesilmesi ile hastalık belirtilerinin yeniden aynı şekilde başlaması tekrar  hasta ve yakınları tarafından ilaca bağımlılık olarak yorumlanmaktadır.
Ayrıca ilaçların doktor denetiminde kullanılıp doktor denetiminde bırakılması gerektiği de göz ardı edilmektedir. Psikiyatrik ilaçlar aniden yüksek dozda başlanmayacağı gibi birden fazla veya yüksek dozdaki ilaçlar da birden, yani aniden kesilmemelidir. İlaçlar kademeli olarak azaltılarak kesilmelidir. Hangi ilacın ne zaman ve ne dozda kesileceğine psikiyatri uzmanı karar verebilir.
Oysa hastanın iyileştikten sonra da belli bir süre ilacını kullanmak zorunda olması bilimsel anlamda bu bağımlılığı ifade etmemektedir. İçinde bulunulan bozukluğun tedavisi için gerekli olan ilaçlar kullanılır. Gerekli olunması ne hastaya ne de doktora bağlıdır. Hasta rahatsızlığını isteyerek ortaya çıkarmaz. Doktor da keyfi olarak hastasına ilaç/lar önermez. Yani bilimsel olarak gereklilikten yola çıkılarak ve her hasta ayrı ayrı değerlendirilerek hastaya göre ilaç verilir. Burada kişisel farklılıklar olabileceğinden, her hastaya da aynı tanılara sahip olsalar bile aynı dozda aynı ilaçtan, hatta aynı tanıya sahip hastalara da aynı ilaçlar verilmeyebilir. Bilimsel olarak beyindeki bazı düzeneklerin iyi çalışmadığı veya bozuk çalışmasından kaynaklanan ruhsal bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Bu düzeneklerin eskisi gibi yani doğal olana daha yakın çalışması için bu ilaçların gerekliliği de kanıtlanmıştır. Psikiyatrik ilaçların verilme gerekliliği de bu yüzdendir. Tedavi için gerekli olan ilaç/lar verilmediği taktirde rahatsızlık/bozukluk/hastalık aynı veya artan şiddetiyle sürecektir. Bu durumu geriye döndürmek için de ilaçlara gereksinim duyulur.
Psikiyatrik tedavilerde sıkça yapılan bir yanlış da psikiyatrik bozukluğun tedavisi sürerken, kişinin kendini iyi hissetmeye başlaması yani düzelmeler başlar başlamaz, şikayetlerdeki azalma ile ilacın kesilmesidir. Bu da sık olarak rahatsızlık belirtilerinin yeniden başlamasına ya da birden kesilmesi ile daha fazla belirtiler göstermesiyle ortaya çıkan bir durumla karşı karşıya kalınır. Bu durum da hastaya ilaçlara bağımlılık veya ilaçların her bırakılmasında tekrar başlayacağı fikrini getirir. Oysa tüm hastalık belirtileri düzeldikten sonra bile bir süre ilaç kullanmak zorundayız. Bu da iyilik halini pekiştirme olarak nitelenebilir. Bu süre depresyonda tam düzelmeden sonra hiçbir belirti yokken bile en az 3 ay olmalıdır. Eğer hastalık belirtileri yıllardır varsa pekiştirme dönemi daha uzun süre olabilir. Geçmeyen/iyileşmeyen depresyonu veya başka bir psikiyatrik bozukluğu olan bir durum veya ilaç bırakıldığında şikayetler tekrar aynı şekilde başlıyorsa süre sınırı konmayabilir, yani bir ömür boyu olabilir. Ömür boyu kullanım çok az hastada gereklidir.
Psikiyatride kullanılan ilaçların bağımlılık yaptığı şeklindeki inanış tüm toplum tarafından, hatta tıptaki diğer branş doktorları tarafından da paylaşılır. Bazen, maalesef ki, psikiyatrist olanlar bile “yeşil reçete mi, aman uzak dur”, “yeşil reçete ilaçlar bağımlılık yapar, çok gerekli olmadıkça sakın alma, hatta alsan bile çeyrek al” gibi sözler söyleyerek kişileri sıkıntıya düşürürler. Bu hekimler yeşil reçete ile satılan ilaçların ya yazmamalıdırlar, ya da hastayı korkutmamalıdırlar. Yeşil reçete ile satılan ilaçların bağımlılık yapıcı potansiyeli (gücü) vardır. Ancak bağımlılık yapıcı etki bir hastalıkta kullanım dozlarının 12-15 katındaki kadar yüksek dozlarındadır. Örneğin; ticari adı Xanax olan ilaçtan bizler çoğunlukla günde 1 tableti tedavi edici doz olarak kullanırız. Bazen de bu doz nadiren günde 3-4 tablete kadar çıkabilir. Ancak günde bu ilaçtan 12 tablet verirsek ve bu dozu 20-40 gün sürdürürsek o zaman bağımlılık yapar. Aynı şekilde Nervium veya Diazem’den çoğunlukla günde 1-2 tablet verilirken 10-15 tablet ve uzun süre verilirse bağımlılık yapar. Tabii ki burada bir istisna da akılda tutulmalıdır. Alkol bırakma tedavilerinde Nervium veya Diazem alkolün yerini tuttuğundan rahatlatıcı etki gösterir, ve bırakmada yani alkol isteğini azaltmada etkili olur. Bu nedenle de alkol bırakma tedavilerinde dozlar diğer hasatlıkların tedavilerinde olduğundan daha yüksek tutulabilir. Endişe uyandırmamalıdır. Bazen tedavi görenlerin etrafındakiler veya ilacın alındığı yerdeki bazı bilinçsiz çalışanlar hastaya “yeşil reçete verilmişse hastalık ağırdır” veya “yeşil reçete bağımlılık yapar, sen bunu kullanma, doktoruna tekrar sor” gibi bilimi ve dolayısıyla psikiyatriyi dışlayan sözlerle kişinin aklını bulandırabilirler.
Aslında yukarıda sayılan ilaçların doktor kontrolünde kullanımlarında hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Güvenle kullanılabilen bu ilaçlara gerektiğinde başvurulmalıdır ve hastalara sunulabilecek olumlu etkilerden hastaları mahrum bırakmamalıdır. Hastalar korkutulmamalıdır. Gerekli ise de teşvik edilmelidir.
Başka bir ilaç daha vardır ki yeşil reçeteyle satılmasına rağmen sadece psikolojik bağımlılık yaparak etki  eder. Ticari adı Akineton olan bu ilacın psikiyatride kullanımı aslında bazı ilaç yan etkilerini gidermek içindir. Bazı psikiyatrik ilaçlar (antipsikotikler) kasılma vb. yan etkilere sahip olduğundan ve Akineton ile önlenebildiğinden, bu ilaç ek olarak verilir. Antisosyal kişilik bozukluğu (psikopatlar) olanlar bu ilacı aldıklarında rahatlama hissederler. Almadıklarında aslında alkol, sigara gibi arama davranışı uyandırmaz. İlacın yaptığı sadece bir rahatlamadır. Yoğun arama davranışına neden olmaz. Bu ilaç da daha çok psikopatların kullana geldiği ilaç olarak bilindiğinden, kötü bir namı vardır.
Kısaca psikiyatrik hastalıklarda hekimin önerdiği uygun doz ve uygun sürede kullanılan ilaçların bağımlılık yapma ihtimali yoka yakın derecede azdır. Eğer ilaç kesildikten sonra bir takım sıkıntılar nüksediyorsa o zaman kullanılan ilacın bağımlılık etkisinden değil, yaşanan hastalığın hala mevcut olduğundan şüphe etmek gerekir.
Rahatsızlıkları tedavisinde toplumun yanlış bir inanışı da psikologların tedavilerde önce geldikleridir. Hatta psikologları bir danışmanlık, psikiyatriye yönlendirmede ilk basamak olarak görülmesidir. Aslında bilinenin aksine “psikiyatrist” ilk basamak olmalı, gerektiğinde psiloloğa yönlendirmede ilk olmalıdır.
Psikiyatri, hastalığın tedavisi hiçbir yerde yapılamayınca bir de bu bölümü deneyeyim diyen hastalara alternatif bir bölüm gibi düşünülüyor. Hastaların pek çoğu her yolu-muskadan NLP uzmanlarına kadar-her yolu deniyor ve daha ağırlaşmış, yanlış yerlerde zaman kaybetmiş dirençli vakalar olarak karşımıza geliyorlar. Toplumda yavaş yavaş yıkılmaya başlayan psikiyatri tabusu, tedavi olmaya istekli pek çok hastanın kaçınmasına “ben deli değilim” diyerek yanlış yerlerde çare aramasına sebep olmuştur.
Maalesef psikiyatrik sorunlara sıra gelince herkes uzman gibi sorunlu kişilere önerilerde bulunuyor kimi daha da ileri gidip ilaç bile tavsiye ediyorlar. Bu kişilere tavsiyem; bir psikiyatri kliniğini ziyaret etmeleri, ilgilendiğimiz hastaların başlangıçlarını, aldığımız sonuçları, anlamasalar da uygulanan tedavilerin hangi süreçlerde nasıl işlediğini görmeleridir. Bizler bu deneyimleri elde etmek için 6 yıl tıp fakültesi 5 yıl da psikiyatri kliniklerinde uzmanlık eğitimi alıyoruz. Bunca seneye, okumaya, araştırmaya, emeğe saygı adına psikiyatrinin kıymeti bilinmeli ve hakkettiği yerde hastalıkların tedavisi gerçekleştirilmeli.
Psikiyatriye gitmek hep, ve nasıl oluyorsa tüm yaş gruplarında “delilik” olarak görülür. Ancak psikiyatriye başvuru yapmanın amacı; danışmanlık almak, sorunlara çözüm aramak, gerekiyorsa tedavi seçeneklerini değerlendirmek olmalıdır. Psikiyatriye başvuranların Yüzde 95’inin aslında sadece bir ruh sağlığı bozukluğu vardır, yani akıl sağlığı yerindedir. Geriye kalan sadece yüzde 5’lik hastanın akıl sağlığı bozuktur. Yani her psikiyatriye gelen kişinin akıl sağlığı bozuk değildir. Kaldı ki, akıl sağlığı bozukluğu olanlara biz psikiyatristler de “deli” demiyoruz. Sadece hastalık tanısını söylüyoruz; “şizofreni”, “şizoaffektif bozukluk” gibi.
PSİKİYATRİST İLE PSİKOLOG ARASINDAKİ FARKLAR
Ülkemizde insanlar genelde ruhsal sorunlarla uğraşan insanların tanımlamasını yaparken psikolog yada psikiyatristi aynı anlamda kullanmaktalar. Psikologlara doktor diyenler bile vardır. Bu kullanım aslında aldıkları eğitim olarak çok farklı olan iki grubu birbirine karıştırmaktır.
Psikiyatrist;
TIP FAKÜLTESİ'nden mezun olmuş ve ondan sonra 5 yıl psikiyatri ihtisası yapmış hekimlere yani tıp doktorlarına denir. Yani doktordur. Böylece aldığı eğitimle insanın hem genel hastalıkları (dahili, yeri geldiğinde cilt hastalıkları, mecbur kaldığında acil müdahale) hakkında bilgi sahibi olan hem de ruhsal yapısını tanımlama ve gerektiğinde tedavi etme yetki ve bilgisine sahip bir insan ortaya çıkmaktadır. Hem hekim hem de üstüne ruh sağlığı uzmanıdır.
Psikolog ise;
EĞİTİM FAKÜLTESİ'nin psikoloji bölümünden mezun insanlardır. Liseden sonra okunan 4 yıllık bir fakülte eğitimidir, psikolog olmak. Normalde psikiyatristlerle birlikte çalışırlar gerekli testleri hastalara uygularlar ve sonuçta psikiyatristin tanı koymasına ve tedavi etmesine yardımcı olurlar. Ancak bazı özel eğitimlerden sonra psikoterapi yapmaya hak kazanırlar. Hatta test yapmak için bile eğitimleri gerekir. Bu işlev küçümsenemez. Hatta çok faydalı olduğunu da inkar edemeyiz. Ancak psikologların tek başlarına tanı koyma ve tedavi etme yetkisi yoktur. Hele ilaç yazma yetkileri hiç yoktur. Bu yapılmaya başladığı andan itibaren hastaya zarar verme başlamış olur. Bu yüzden müracaat ettiğiniz insan bir psikiyatrist mi yoksa bir psikolog mu, iyi ayırım yapın. Hatta mümkünse diplomasını görün. Ve bir sorununuz varsa güvendiğiniz başka bir hekimden referansla gidin. Ticari kaygılar nedeniyle hepsi değil ama bir kısmı kendilerince test, danışmanlık vb. adlar altında merkezler açarak başvuran hastaları adeta kaçırmadan test, psikoterapi yaparak zaman kaybettirmektedirler.
Bazen de NLP (Nöro-Linguistik-Programming) adı altında ilaç kullanmadan tedavi ederek avantajlı olduklarını da savunarak psikolog bile olmayan ve 5-10 günlük eğitim aldıklarını iddia edenler de olabilir. Bazen, NLP ile 1 ay gibi kısa bir sürede İngilizce öğreten, bazen de migrene tek seansta kesin çözüm verenlerle karşılaşabiliriz.
Ehli olmadan başkalarının işini yapanlara, veya başka meslek gruplarının işlerine müdahale edenlere “şarlatan” denmektedir.
Tedavi olurken bu tür ayrıntılara dikkat edin
Psikiyatride kullanılan ilaçlar;
1.Antidepresanlar:
Sertralin (Lustral, Seralin, Selectra, Serdep)
Sitalopram (Cipram, Eslopram, Citol, Vodalex, Citara)
Paroksetin (Seroxat, Paxil)
Fluvoksamin (Faverin)
Fluoksetin (Prozac, Depreks, Zedprex, Fulsac, Florak)
Essitalopram (Cipralex, Eslorex, Citoles)
Venlafaksin (Efexor)
Milnacipran (ixel)
Reboksetin (Edronax)
Tianeptin (Stablon)
Mirtazapin (Remeron, Mirtaron)
Moklobemid (Aurorix)
Mianserin (Tolvon)
Trazodon (Desyrel)
Bupropion (Zyban)
Amitriptilin (Laroxyl)
Klomipramin (Anafranil)
İmipramin (Tofranil)
Opipramol (İnsidon, İnsomin)
Maprotilin (Ludiomil, Maprotil)
Antidepresanların Etki Gücünü Artırmak İçin Kullanılan Ancak Antidepresan Olmayan;
Buspiron (Buspon)
2.Antiepileptikler: Süregen veya Tekrarlayıcı Depresyon veya Depresyon-Mani Atakları İle Giden Bipolar (İkiuçlu, Manik Depresif Hastalık) Bozukluk Tedavilerinde Kullanılırlar.
Karbamazepin (Tegretol, Karazepin, Teril, Karberol)
Valproat (Depakin, Convulex)
Lamotrijin (Lamictal)
Topiramat (Topamax)
Gabapentin (Neurontin)
3.Antipsikotikler:
Daha çok Şizofreni, Şizoaffektif Bozukluk ve Bipolar Bozukluk tedavilerinde kullanılsalar da diğer iyileşmeyen veya dirençli psikiyatrik bozukluklarda da kullanılabilirler.
a.Tablet Olanlar
Haloperidol (Norodol)
Klorpromazin (Largactil)
Pimozid (Nörofren)
Trifluoperazin (Stilizan)
Sülpirid (Sülpir, Meresa, Dogmatil)
Risperidon (Risperdal)
Olanzapin (Zyprexa, Rexapin)
Ketiapin (Seroquel, Cedrina)
Aripiprazol (Abilify)
b.Depo Enjeksiyon Antipsikotikler;
Risperidon (Risperdal Consta)
Flufenazin (Prolixin)
Zuklopentiksol (Clopixol)
Flupentiksol (Fluanxol)
4.Demans (Bunama) Tedavisinde Kullanılan İlaçlar
Erken yaşlarda başlayan iyi huylu unutkanlıklarda verilmezler.
Memantin (Ebixa)
Donepezil (Aricept, Doenza, Dozyl)
Rivastigmin (Exelon patch 5-10-15cn2)
Galantamin (Reminyl)
5.Yeşil Reçete İle Satılan ve Kaygı Giderici Olarak Kullanılanlar; Benzodiazepin Grubu İlaçlar
Tedavi için önerilen dozların 10-15 kat yüksek dozlarında bağımlılık yaparlar.
Diazepam (Diazem, Nervium, Spazmo-Valibrin)
Alprazolam (Xanax, Stabina)
Klonazepam (Rivotril)
Lorazepam (Ativan)
Klordiazeposid (Librax, Librium, Klipaks) (artık Türk piyasasında bulunmamaktadır)
6.Yeşil Reçete İle Satılmayan Ancak Kaygı Giderici Etkisi Onlar Kadar Olabilen (Hekim reçetesi olmadan satılmaz)
Medazepam (Tranko-Buskas)
7.Yeşil Reçete İle Satılan Ancak İlaç Yan Etkilerini Önlemek İçin Kullanılan ve Sadece Psikolojik Bağımlılık Yapabilen İlaç; Psikopat olmayanlarda psikolojik bağımlılık bile yapmaz!
Biperiden (Akineton)
8.Kırmızı Reçete İle Satılan İlaçlar;
Uyarıcı olma etkisi nedeniyle uykusuzluk yapar, böylece hem uykuyu açar hem de dikkati artırır. Kırmızı reçete olmasının nedeni uykuyu bozmasından yani uykuyu kaçırarak uykuya dalmayı zorlaştırmasındandır. Bu nedenle de akşam saat 20:00’den sonra verilmesi önerilmez. Özellikle dikkat eksikliği olanlarda dikkati artırır, hiperaktif olanlarda hareketleri olması gereken düzeye indirir (uyuşukluk, donukluk yapmaz). Özellikle ağır depresyonlarda uyku, iştah artışı, günlük aktiviteleri yapamayacak düzeyde yorgun, halsiz ve enerjiden yoksun hisseden hastalarda ilacın uyarıcı etkisinden faydalanılarak hastayı canlandırmak için kullanılabilir. Ritalin kısa etkili olduğundan etkisi 3-5 saat sürer ve günde 3 defa (sabah, öğlen, akşam) verilebilir. Concerta ise uzun etkili şeklidir ve günde 1 defa sabah verilebilir. Ancak sanılanın, tahmin edilenin aksine kendi klinik gözlemlerim uzun etkili olan Concerta’nın kısa etkili olan Ritalin’e göre başarı oranı daha düşüktür. Bazı hastalarımda Concerta + Ritalin ikilisinin beraber kullanımı bile daha başarılı sonuçlar vermiştir.
Metilfenidat (Ritalin {Kısa Etkili}, Concerta {Uzun Etkili})
9.Propranolol (Dideral) ve Metoprolol (Beloc)
Panik atak geçirenlerde atakları önlemek, sıkıntıyı gidermek ve korkuların önüne geçmek için kullanılır. Psikiyatrik bozukluklarda daha etkili olduğundan daha çok tercih edilen Propranolol’dür.
10.Migren Tedavisinde Kullanılan İlaçlar;
Zolmitriptan (Zomig)
Eletriptan (Relpax)
Naratriptan (Naramig)
11.Diğerleri;
a.Modafinil (Modiodal)
Uyku artışı ile giden depresyonlarda antidepresanlara ek olarak verilmektedir.
b.Disülfiram (Antabus)
Alkol bırakma tedavilerinde kullanılan, alkol isteğini azaltmadan fakat alkolle alındığında ölümcül yan etkiler ortaya çıkaran bir ilaçtır.
c.Antihistaminikler (Prakten, Sipraktin, Atarax vb.)
Daha çok kaygı (bunaltı, sıkıntı) giderici olarak kullanılırlar. Bunun yanında iştah artırıcı olarak veya Akineton gibi onun yerine antipsikotiklerin yan etkilerini önlemek amacıyla da kullanılırlar.
d. Zopiklon (Imovane)
Sadece uyku ilacı olarak kullanılır. Etkisi 6-7 saat kadardır ve uykudan uyanıldığında uyku sarhoşluğu veya denge bozukluğu yapmaz.
e.Pirasetam (Nootropil)
Beyin kan akımını artırarak ve uyarıcı etki yaparak bazen psikiyatrik bozukluklarda etkili olabilir. Rutin kullanımda ilk sıralarda yer almaz.
f.Desmopressin (Minirin)
Sprey şeklinde burun içine uygulanır. Gece altını ıslatma sorunu olanlarda tedavide kullanılır ancak tedavi edici değil daha çok şikayetin ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Kullanıldığı sürece idrar kaçırma şikayeti de olmaz.
g. Flumazenil (Anexate ampul)
Yeşil reçete ile satılan ve Benzodiazepinlerin etkilerini geriye döndürmek için damar yolundan uygulana, etkisini 30-60 saniyede çıkaran bir ilaçtır.
h. B12 vitaminleri içeren ampuller (Dodex ampul, Neurogriseovit, Epargriseovit)
B12 vitamini eksikliği enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlarla tedavi edilir, tablet ilaçlarla değil. B12 vitamini eksikliği unutkanlık, denge bozukluğu, ağır derecede depresyon ve kaygı bozukluğu ve erken bunamaya kadar giden ağır hastalıklara/şikayetlere neden olabilir. B12 eksikliğinin tedavisi ömür boyu olmalıdır. B12 eksikliği kanda ölçümü yapılarak tespit edilebilir.
I.Nikotin bant veya sakız (Nicotinell)
Sigara bırakma tedavilerinde kullanılır.
i.Sinarizin (Sefal ve Sefal Fort) ve Betahistin HCl (Betaserc, Vasoserc)
Baş dönmelerinde kullanılan ilaçlardır.
j.Sildenafil (Viagra, Levitra, Sildegra)
Erkeklerin sertleşme bozukluklarında kullanılır.
k.Asepromazin (Plegicil damla)
Kullanımı terk edilmiş olan bir antipsikotiktir. Maalesef ki, çocukların rahat uyumalarını sağlamak amacıyla kullanıla gelen, bazı ilaç satan ve ehil olmayan kişilerce önerilen bir ilaçtır.

Uzm.Dr.Murat Eren Özen, Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatrist)
Özel Adana Hastanesi
www.stres112.com