PANİK BOZUKLUK

Panik atak; birdenbire başlayan, tekrarlayabilen, yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Panik atak, aniden başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar, genellikle 10-30 dakika, bazen bir saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer. Panik bozukluk ise tekrarlayan panik ataklarla birlikte kişinin atakta olmadığı dönemde de atak olacağı kaygısına sahip olması ile belirlenen kronik bir hastalıktır.
Panik atak, başlı başına bir hastalık olmasının yanında, diğer bazı hastalıkların (tiroid hastalıkları, kalp kapak hastalığı vb.) da öncül bir belirtisi olabilmektedir. Bu ataklar sadece bir kez olabildiği gibi, birkaç aydan daha uzun süren ve tekrarlayan ataklar şekilde de yaşanabilir. İnsan hayatını olumsuz yönde etkileyen panik atak, psikoterapi ve ilaç tedavisiyle kısa sürede tedavi edilebilmektedir. Panik atak, diğer birçok hastalıkta olduğu gibi, ciddiye alıp hemen uzmana başvurmayı gerektirir. Aksi halde durum, kişiyi depresyona sokacak kadar ciddi boyutlara varabilmektedir. Sosyal fonksiyon kaybı veya bozulması ikincil gelişen sorun olarak karşımıza çıkar.

Panik bozukluk

Panik atakların toplam en az 2 defa yaşanmasının yanında kişide bu atakların tekrar olacağı endişesi ile birlikte fonksiyon kaybının olması (tek başına asansöre binememe, otobüs yolculuğuna çıkamama, kapalı mekanlarda kalamama gibi) “panik bozukluk” olarak bilinir. Panik bozukluk görülme sıklığı kadınlarda daha sık olmak üzere %2-5 kadardır. Panik bozukluk, yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir. Genetik yatkınlık olabileceği de gösterilmiştir. Ailesinde panik bozukluk bulunan kişilerde risk daha yüksektir.

Özellikle genç erişkinleri etkileyen (20 ile 30 yaş arası) bu hastalık, tedavi edilmediği taktirde kronikleşip depresyona yol açabilir. Panik bozukluğunda uyuşturucu ve alkol tüketimi diğer sağlıklınkişilere göre daha fazla olur. Bu hastalığın uzun süre devam etmesi durumunda; ön planda ağrının olduğu mide ve barsak problemleri ile belirli birtakım zor tedavi edilebilen bir tabloya ilerleyebilir. Bazen panik ataklarını sık ve uzun süre yaşayan hastalar bu atak anındaki yoğun sıkıntıya tahammül edemeyerek intihara teşebbüs edebilirler.

Özellikle tekrarlayan panik atakları başta depresyon olmak üzere diğer birçok psikiyatrik bozukluğa yol açar. Panik bozukluğa depresyonun eşlik etmesi durumunda intihar riski, tek başına bu hastalıkların yol açtığı riskten daha fazladır.

Panik bozuklukta hangi belirtiler görülür?

Yoğun korku ve rahatsızlık hissinin yanı sıra, panik atakta şu belirtilerin en az dördü (aynı anda herhangi dördü) yaşanabilir:
- Nefes darlığı
- Ölüm korkusu
- Çarpıntı
- Aniden ortaya çıkan ve tariflenemeyen yoğun sıkıntı
- Baş dönmesi
- Bayılacakmış gibi olma
- Göğüste daralma
- Çıldırma korkusu
- Kontrolün kaybedileceği korkusu
- Karın bölgesinde gerginlik ya da bulantı
- Tehlikeli bir hastalığı olduğu hissine kapılma
- Ellerde, ayaklarda terleme, uyuşma, karıncalanma
- Üşüme ya da ateş basması

 

Panik Atakların Sınıflaması ve Özellikleri

1. Gece Gelen Panik Ataklar: Gece gelen panik atakları solunum sistemi ile çok yakın ilişki gösteren özel bir grup olarak tanımlanmaktadır. Gece gelen atakları yaşayanlarda otonom sinir sistemi işlev bozukluğu, gündüz gelen atağı olanlarda bilişsel bozulmaların olduğu bildirilmiştir. Uyku laboratuvar sonuçları (uyku, uyanıklık, uykuya dalma, REM dönemleri gibi) normal bulunmuştur. Rüya veya kabuslarla ilişkisi yoktur.

2. Durumsal Panik Ataklar: Panik ataklar belirli durumlarda/durumlar sonucunda ortaya çıkar. Bu ataklar, beklenen veya öngörülebilen durumlar tarafından tetiklenir. Daha çok sosyal fobi ve özgül fobide görülür. Panik bozukluğunda az da olsa görülebilir. Kalabalık veya kapalı ortamlar/alanlar örnek olarak gösterilebilir. Beklenmeyen panik ataklara göre belirti şiddeti daha yüksektir. Bu ataklarda agorafobiye benzer bilişsel bozulmalar izlenmektedir.

3. Sınırlı Belirtili Panik Ataklar: Panik ataklar için tanımlanan ölçütlerden 4 tanesini karşılamayan ataklardan bahsedilir. Bu atakların sıklığı ve şiddeti daha az, süresi daha kısadır. Agorafobinin eşlik ettiği panik bozukluğu hastalarında %40 oranında görülmektedir. Ölçütleri karşılayan olgulara göre, sınırlı belirtili panik bozukluk şiddeti daha az, hastalık süresi daha uzundur.

4. Korkusuz Panik Ataklar: Bu ataklarda ölüm korkusu, çıldırma korkusu, denetimi kaybetme korkusu bulunmaz. Daha çok fizyolojik belirtilerle seyreder.

5. Bilişsel Panik Ataklar: Aşırı korku ve çok şiddetli fizyolojik belirtilerle seyreden nadir görülen bir atak tipidir. Bu ataklar sırasında denetimi kaybetme korkusu, çıldırma korkusu, gerçek dışılık hissi ile göğüs ağrısı ve uyuşmalar ön plandadır.

6. Vestibüler Panik Atağı: Panik atağı sırasında veya panik atakları arasında baş dönmesi belirtisi ile seyreden bir atak çeşididir. Hastaların %85'inde atak sırasında baş dönmesi ve ayrıca titreme, terleme, üşüme/ürperme, sıcak basması, bulantı gibi karma belirtiler de bulunabilir. Panik ataklar arası sırasında baş dönmesi panik atağı sırasında olan baş dönmesinden daha belirgindir ve vestibüler sorunları bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Vestibüler ve denge testlerinde patolojik sonuç bulunabilir. Aile öyküsüne ait bildirim bulunmamaktadır. En sık eştanı depresyondur.

7. Panik-Agorafobi Spektrum

Panik bozukluk neden kaynaklanır?

Panik atağa yol açan faktörler arasında: Stres, çok miktarda kafeinli içeceklerin tüketilmesi, depresyon başta olmak üzere diğer psikiyatrik bozukluklar, tiroid hastalıkları, kalp hastalıkları, solunum yolları hastalıkları ve adet öncesi sendromu sıralanabilir.

Stres: Stres (sıkıntı uyandıran herhangi bir durum), panik atağa yol açan etkenler arasında birinci sırada yer almaktadır. Bir yakının ölümü, aşırı stres, incinme, tecavüz gibi yaşamı kötü yönde etkileyen özellikler, panik atağın oluşmasına yol açabiliyor. Örneğin, asansörün aniden bozulması ve içinde kalma, sınav öncesi aşırı heyecan panik atağı başlatabilir.

Çok miktarda kafeinli içeceklerin tüketilmesi: Kafein, beyine doğrudan ulaşarak kişinin uyanık kalmasını sağlar ve aynı zamanda vücuttaki serotonin düzeyini bozar ve merkezi sinir sisteminde iletimi sağlayan  maddelerde düzensizlik yaratır. Bu durum panik atağa yol açar. Bundan dolayı, özellikle aşırı miktarda kahve, kola gibi içecekler tüketen kişilerin, bunları azaltmaları gerekir. Bazı panik atak şikayeti olan hastalar, sadece kafeinli  içecekleri azalttıklarında bile bu rahatsızlıklarından kurtulabiliyor.

Tiroid (guatr) bezi hastalıkları: Tiroid bezi hastalıklarının bazen ilk belirtisi panik atak olabilir. Bu durumda tiroid hastalığının öncelikle tetkiklerle dışlanması gerekir. Tiroid bezi hastalıklarında öncelikle bu hastalığın tedavi edilmesi, eğer bu tedavi tek başına cevap vermiyorsa psikiyatrik ek tedavi gerekir.

Kalp Hastalıkları: Kalp kapak hastalıkları da tek başına panik atakla ortaya çıkabilir (daha çok mitral kapak prolapsusu). Ancak panik atak/bozukluk yaşayanların çok küçük bir kısmında kalp kapak hastalığı tespit edilmektedir.

Yoğun panik atak yaşayan hastaların birçoğunda kalp hastalığı şüphesiyle kalp anjiyosu yapılmakta ve herhangi bir hastalık tespit edilememektedir.

Panik Bozukluk Tedavisi: Öncelikle ataklara yol açan nedenler araştırılır. Ardından buna göre bir tedavi uygulanır veya yol açtığı bilinen başka bir tıbbi hastalık tespit edilmişse ilgili uzmana yönlendirilir. Bu hastalık biyolojik ve psikososyal faktörler sonucu ortaya çıktığından, ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi uygulanır. Beyinde hastalığı ortaya çıkaran maddelerin yeniden eski dengesine ulaşması için ilaç tedavisine başvurulur. Davranış terapisiyle de, hastanın ataklar sırasında kontrolü sağlayabilmesi amaçlanır. Araştırmalara göre ilaçla birlikte psikoterapinin uygulanması durumunda atakların tekrarlama riskinin daha düşük olduğu görülmektedir. Tabii panik atağa yol açan etkenlerin de ortadan kaldırılması gerekmektedir. 8 – 12 aylık tedaviler sonrasında, hastada panik bozukluğunun tekrarlama riski azalır.
Gevşeme egzersizlerinin psikiyatristler tarafından öğretilmesinin yanında solunum çalışması ve aile terapilerinin de hastaya yararı olur. Tedavi edilmediğinde bu bozukluk kişinin sosyal işlevselliğini kısıtlanmaya başlar, sosyal ve mesleksel işlevselliğin bozulması ile ekonomik kayıplar da ortaya çıkar.
Panik atak/bozukluk kesinlikle ölüm ya da çıldırmaya veya felce neden olan bir hastalık değildir. Ataklar sırasında ortaya çıkan yoğun endişe kalp, tansiyon ilaçları, vitaminler, sakinleştirici ilaçlar veya alkol kullanımı ile düzelmez/iyileşmez.

Panik bozukluk “Psikiyatristler” tarafından tedavi edilmesi gereken bir psikiyatrik bozukluktur.

Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22