MENOPOZ

MENOPOZ ve FİZİKSEL-RUHSAL DEĞİŞİKLİKLER

MENOPOZUN TANIMI
Menopoz Latince'de meno ve pause kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ve "adet kanamalarının durması" anlamına gelen menopause kelimesinin dilimize uyarlanmasıyla oluşturulmuş bir kelimedir.
Adından da anlaşılacağı üzere menopoz, kadının düzenli adet kanamalarının ortadan kalktığı dönemi ifade eder ve kadının çağlarından birini oluşturur.

Kadının Adet Kanamaları Neden Kesilir?
Adet kanaması, adet döngüsünün seyrinde her ay muhtemel bir gebelik için hazırlık yapan rahim iç tabakasının gebelik oluşmaması durumunda "tazelenmesi" için kanamayla dışarı atılmasından ibaret bir süreçtir.
Yumurtalıklarda her adet döngüsünde bir yumurta hücresi olgunlaşma sürecine girerek östrojen hormonu salgılamaya başlar ve bu hormonun etkisiyle rahim iç tabakası kalınlaşır. Yumurta hücresi belli bir olgunluğa ulaştığında yumurtlama meydana gelir. Yumurtlama sonrasında devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle rahim iç tabakası gebelik oluşumuna elverişli hale getirilir.
Bir kız çocuğu her iki yumurtalığında belli sayıda yumurta hücreleriyle dünyaya gelir. Bu hücre topluluğu kolay anlaşabilmesi açısından "yumurtalık havuzu" olarak tabir edilebilir.
Rahim içi yaşamda havuzdaki yumurta hücre sayısı yaklaşık 6-7 milyon iken doğumda 1-2 milyona iner. Ergenlik dönemine gelindiğinde yumurtalıklardaki toplam yumurta hücresi sayısı 300-400 bine inmiştir. Sayının bu şekilde azalmasının nedeni tam olarak bilinmemekle beraber muhtemelen genetik özellikleri en uygun olan, yani en kaliteli olan yumurta hücreleri sağ kalmakta, diğerleri kullanılmamak üzere bertaraf edilmektedir. Böylece yumurta hücresinin döllenmesiyle oluşacak yeni neslin genetik açıdan mükemmel olmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Yumurta hücre sayısındaki azalma üreme çağında da devam eder ve bir kadında tüm üreme çağı boyunca yaklaşık 400 civarında yumurta hücresi yumurtlamada kullanılmak üzere seçilir ve kullanılır.
Yumurtalık havuzunda yumurta hücreleri tümüyle tükendiğinde yumurtlama durur ve östrojen ve progesteron hormonları salgılanamayacağından rahim iç tabakasının yenilenme süreci de biter. Böylece adet kanamaları da ortadan kalkar ve menopoz dönemi başlar.

Rahimi alınmış bir kadın menopoza girmiş kabul edilir mi?
Rahimin bazı nedenlerle üreme döneminde ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Rahim alındığı anda adet kanamaları kesilir. Burada adet kanamasının durmasının nedeni rahimle birlikte rahim iç tabakasının da çıkarılmış olması, yani adet kanamasında kanayan dokunun da alınmış olmasıdır. Halbuki tıbbi anlamda menopoz, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron hormonu salgısının durmasıdır. Rahim alınması esnasında yumurtalıklar bırakılmışsa (40-45 yaşından önce yapılan ameliyatlarda sağlam ise yumurtalıkların yerinde bırakılması tercih edilir) hormon salgısı devam eder. Burada yalnızca adet kanaması belirtisi kaybolmuş olup hormon eksikliği belirtileri kadının yumurta hücreleri tükenene kadar ortaya çıkmaz.
Rahimi genç yaşta alınmış bir kadının menopoza girdiği zamansal nokta böyle bir durumda ancak kadının aşağıda anlatılacak menopoz belirtilerini yaşamaya başlamasıyla veya bazı muayene ve laboratuvar bulgularına dayanılarak belirlenebilir.

MENOPOZDA ORTAYA ÇIKAN DEĞİŞİKLİKLER
Menopoz kadın hayatının bir evresidir ve bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Bu dönem, kadının hiçbir şikayeti olmasa dahi doktoruna başvurması durumunda koruyucu hekimlik uygulamalarından büyük faydalar elde edebileceği bir fırsat dönemi olarak görülebilir.
Menopoz dönemindeki koruyucu hekimlik uygulamalarının temel amacı yaşla birlikte ortaya çıkma riski artan şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği gibi hastalıkların taramasının yapılması ve erken dönemde tedavisinin sağlanmasıdır. Kadının menopoz döneminde östrojen hormonu salgısının aşırı düşmesiyle birlikte ortaya çıkma riski artan kalp hastalıkları ve kemik erimesini (osteoporoz) önleme konusunda var olan seçenekler hakkında bilgi sahibi olması için yıllık jinekolojik muayenelerini menopoz döneminde de devam ettirmesi özellikle önemlidir.

Östrojen Hormonu Azalmasının Sonuçları
Menopoz dönemine damgasını vuran değişiklik, üreme çağında yumurtalıklardan düzenli olarak salgılanan östrojen hormonunun salgısının azalması ve adet kanamalarının kesilmesidir. Östrojen hormonu azalması bu hormona bağımlı olan dokularda değişiklikler oluşmasına neden olur.
Öncelikle bilinmesi gereken, bazı kadınlarda menopoza girdiklerinde adet kanamasının durması dışında başka hiçbir belirtinin ortaya çıkmamasının tümüyle normal olduğudur. Her kadının doğası farklıdır ve bazı kadınlar menopoz döneminin ilk yıllarını çok hafif belirtilerle atlatırlarken bazıları tedaviye gereksinim duyacak kadar şiddetli belirtiler gösterebilirler.
Menopoz belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmamasının toplumdan topluma bile değişebildiği bilinmektedir. Örnek olarak, uzak doğu ülkelerindeki kadınların çoğu ateş basması belirtisini yaşamazlar ve bu ülkelerin konuşma dillerinde bu belirtiyi tarif edecek bir kelime bulunmaz. Menopoza bakış açısı, şartlanmalar, ön yargılar özellikle ateş basması, ruhsal çökkünlük hali, "sinirlilik" gibi belirtilerin şiddetini etkileyebilmektedir.

Menopozda genel olarak östrojen azalmasıyla direkt ilişkili olduğu düşünülen belirtiler aşağıdaki gibi özetlenebilir:
* Ateş basmaları
* Uyku Bozuklukları
* Kemik erimesi (osteoporoz)
* Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi ve kalp hastalıkları
* Cinsel organlarda gerilemeye bağlı belirtiler
* Yüzde kırışıklıklar
* İdrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler
Menopoz dönemindeki belirtiler erken dönemde ortaya çıkanlar ve daha geç dönemde ortaya çıkanlar olmak üzere gruplandırılabilir. Bu gruplandırma östrojen eksikliği belirtilerinin östrojene bağımlı dokularda "hastalığa" neden olabilmesi için geçen süreyle ilgilidir. Ateş basması ve uyku bozuklukları en erken ortaya çıkan belirtilerdir ve yıllar içinde önce cinsel organlarda ve idrar yollarında gerilemeye bağlı belirtiler, daha geç dönemlerde ise kemik erimesi ve kalp damar sistemine bağlı belirtiler ortaya çıkar.
Yukarıda sayılan tüm belirti ve hastalıklar bir çok kadında hormon tedavisiyle tedavi edilebilir ve hastalık gelişme süreci yavaşlatılabilir.

ATEŞ BASMASI ATAKLARI
Ateş basması yüz bölgesinden başlayan, boyun ve göğüs kısmına, bazen tüm vücuda yayılabilen, bazen yoğun terlemeye neden olabilen bir "sıcak basması" olarak tarif edilebilir. Bedende hissedilen sıcaklığın önceleri yalnızca bir his olduğu düşünülmekteyken son bilimsel çalışmalar, ataklar esnasında bedensel ısının gerçekten arttığını göstermektedir.
Ateş basması menopoz dönemindeki kadınların önemli bir kısmının yaşadığı bir belirtidir. Genellikle menopozun ilk yıllarında ortaya çıkan bu durum bazı kadınların günlük yaşamını etkileyecek kadar şiddetli olabilirken, bazılarında önemsenmeyecek kadar hafif geçebilmektedir.
Ateş basması ataklarla seyreder ve bazı kadınlarda ataklar çok ender ortaya çıkarken, bazılarında günlük atak sayısı 50 üzerinde olabilir. Ataklar bazı kadınlarda saniyeler sürerken, bazılarında birkaç dakika devam edebilir.
Özellikle Adet Öncesi Gerginlik Sendromu yaşayan kadınlarda ateş basmaları menopoza geçiş döneminde ortaya çıkabilmekle beraber ateş basması, menopoz dönemine özgü bir belirti olarak kabul edilir.
Ateş basması atakları genellikle menopozun ilk 1-2 yılında devam eder ve bu süre sonunda ortadan kalkar. Bazı kadınlarda ataklar 5 yıldan uzun süre devam edebilmektedir.
Ataklar östrojen hormonu tedavisiyle çoğu durumda kontrol altına alınabilmekle beraber özellikle ruhsal stres durumlarında ek olarak başka ilaçların da tedaviye eklenmesi gerekebilmektedir.

Neden Ateş Basması Olur?
Östrojen hormonu beyin işlevleri üzerinde oldukça önemli etkilerde bulunur. Bu etkilerini gösterirken beyin dokusunda bulunan nörotransmitter adı verilen maddeleri aracı olarak kullanır.
Ateş basmasının beyinde hipotalamus bölgesinde östrojen hormonu etkisinin azalması ve beden ısısını ayarlaya "termostat" mekanizmada nörotransmitter madde dengesinin azalmasıyla ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Nörotransmitter Nedir?
Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir. Daha basit bir anlatımla nörotransmitterleri iki sinir hücresi arasında bilgi alışverişini sağlayan ulaklar olduğu söylenebilir. Bu ulakların işlevleri sayesinde beyinde bulunan milyarlarca sinir hücreleri saniyenin binde birinden daha kısa bir sürede birbirleriyle etkileşimde bulunabilirler.
Bir ismi hatırlamak, bir cümleyi ezberlemek, bir bedensel hareket yapmak, bir duygu yaşamak ve daha binlerce ruhsal ve bedensel işlev beyin içindeki ve dışındaki bölgelere bu kimyasal maddeler aracılığıyla iletilir ve işlem tamamlanır.
Nörotransmittter maddelerinin azalması veya çoğalması bu işlevlerin aksamasına neden olabilir. Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak aydınlatılamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır.
Günümüzde çeşitli ruhsal hastalıkların tedavisinde nörotransmitter dengesini sağlamaya yönelik ilaçlar başarıyla kullanılabilmekte ve her geçen yıl bu ilaçlara yenileri eklenmektedir.
Menopoz döneminde santral sinir sisteminde östrojen etkisinin azalmasına bağlı olarak ateş basması, uyku bozuklukları, mood (duygulanım) değişiklikleri, hafıza bozukluğu ve Alzheimer hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

MENOPOZ DÖNEMİNİN "TUHAF" BELİRTİLERİ
Menopoz kliniklerinde çalışan doktorlar menopoz döneminde olan kadınlarda görülen belirtilerin çeşitliliği karşısında hayrete düşebilmektedirler. Bazen menopoz dönemindeki kadınlar doktorlarına iletecekleri şikayetleri unutmamak amacıyla hissettiklerini kağıda dökerler ve görüşme esnasında buradan okurlar.
Yorgunluk, sinirlilik, aşırı duygusallık, baş ağrıları, uykusuzluk, keyifsizlik, gerginlik, kas ve eklem ağrıları, kas güçsüzlüğü, gezici ağrılar, sersemlik hissi, çarpıntı, fenalık hissi, nefes darlığı hissi bu belirtiler arasında en önemlileridir.
Bu belirtiler topluluğunun öğeleri tek tek incelendiğinde bazılarının diğer branş hekimleriyle ortaklaşa ele alınma gerekliliği doğar. İç Hastalıkları Uzmanı, Nöroloji Uzmanı, Kardiyoloji Uzmanı ve Fizik Tedavi Uzmanı Kadın Hastalıkları Uzmanının sıklıkla görüş aldığı branş hekimleridir.
Sayılan branşlarla konsultasyon çoğu zaman sonuçsuz kalır ve bazı belirtiler için altta yatan ciddi bir sağlık sorunu bulunamaz. Böyle bir durumda doktorun kadına açıklaması "Bir şeyiniz yok.", "Normaldir" şeklinde olabilir.
Yukarıda sayılan belirtiler menopozdaki kadının aile bireylerine de ilettiği belirtiler olduğundan, altta yatan bir sorun bulunmadığında aile bireyleri menopoz dönemindeki kadının bu belirtileri "uydurduğu" veya "abarttığı" hissine kapılabilirler.
Doktorun ve aile bireylerinin bu tutumu ve kadının sağlıklı olduğunu bilmesi kadındaki belirtileri ortadan kaldırmaz. Belirtiler kadın yaşamının bir gerçeği haline gelmiş durumdadır ve yaşam kalitesi etkilenmektedir.
Önceleri bu belirtiler topluluğunun menopoz dönemindeki östrojen eksikliğine bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmekteyken, erkeklerin de yaşamlarının belli bir döneminde aynı belirtiler topluluğunu yaşayabildiklerinin gözlenmesi bu görüşün güncelliğini yitirmesine neden olmuştur.
Yukarıdaki belirtilerin ortaya çıkmasında daha çok ruhsal etkenlerin rol oynadığı ve bu belirtilerin psikosomatik kökenli olabileceği düşünülmektedir.

GENİTAL ORGANLARDA VE İDRAR YOLLARINDA GERİLEME (ATROFİ)
Kadında genital organlar ve idrar yollarının genital organlarla komşu olan kısımları (mesane ve uretra) yapısal ve işlevsel olarak östrojen hormonuna bağımlıdırlar. Östrojen hormonu desteği ortadan kalktığında bu organlarda başlayan gerileme (atrofi) bu dokuların incelmesine ve "zayıflamasına" neden olur. Tıp dilinde bu duruma atrofi adı verilmekte olup sitede bu kelimenin yerine gerileme kelimesi kullanılacaktır.
Menopoz döneminde yukarıda adı geçen dokularda gerileme en erken dönemlerde başlamasına karşın kadında belirtilere neden olması için ortalama 10 yıl geçer. Her zaman belirtildiği gibi, menopoz döneminde kadınlarda mutlaka şikayet ortaya çıkması gerekmez. Bu durum gerileme için de geçerlidir ve bazı kadınlar dokularındaki gerilemeye rağmen hiçbir şikayet duymayabilirler.
Gerilemeye bağlı ortaya çıkan belirtilerin hemen tümü östrojen hormonu tedavisiyle etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. +

Gerileme Hangi Belirtilere Neden Olur?
Vajina
Vajina sürekli olarak yenilenen bir dokudur. Bu yenilenme sürecinde ölü hücreler sürekli olarak salgılanan bir sıvıyla karışmış bir şekilde atılır. Östrojen hormonu eksikliği yenilenme sürecinin yavaşlamasına neden olur ve bu durum kadın tarafından vajinada kuruluk şeklinde hissedilir.
Yenilenme süreci yavaşlamış vajina dokusunun normal bakteri florası özellikleri de bozulmuş olabilir. Vajina hücrelerinin glikojen içeriği azaldığında vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasiller de azalmış olacağından vajinada bakteri enfeksiyonları gelişme olasılığı artar.
Gerilemiş vajina elastikiyetini kaybetmiş, soluklaşmış, kısalmış, daralmış ve kanamaya meyilli bir hale gelmiş olabilir. Bazen cinsel ilişkide vajina duvarlarında aşınmaya bağlı olarak kanamalar ortaya çıkabilir.
Yukarıdaki belirtiler menopoz döneminde cinsel ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.

Vulva
Vulva kollajen ve yağ dokusu içeriğinin azalmasına bağlı olarak incelmiş bir durumdadır. Bu durum sıklıkla vulvada kaşıntı ortaya çıkmasına neden olur

İdrar Yolları
İdrar yollarındaki gerileme ileri durumlarda idrar kaçırma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olur.
Menopoz dönemi idrar yollarındaki gerileme nedeniyle idrar yolu enfeksiyonlarının nispeten sık görüldüğü bir dönemdir.

MENOPOZ DÖNEMİNDE BİLİŞSEL İŞLEVLERDE BOZULMA VE ALZHEİMER HASTALIĞI
Menopoz döneminde östrojen hormonu kullanımının son yıllarda oldukça güncel kalmasının en önemli nedenleri bu tedavinin kemik erimesini önlemedeki başarısı ve menopoz döneminde ortaya çıkan ve kalp damar sistemini olumsuz yönde etkileyebilen değişiklikleri azaltmadaki becerisidir. Son bilgiler, östrojen tedavisinin ek olarak beyin işlevlerinde yaşa bağlı olarak ortaya çıkan olumsuz değişiklikleri önlediğini ve beynin bilişsel işlevlerini düzelttiğini göstermektedir. Bilişsel bozukluklarla seyreden Alzheimer hastalığının östrojen tedavisiyle giderilebildiği veya en azından yavaşlatılabildiği gösterilmiş durumdadır.

Alzheimer Hastalığı Nedir?
Alzheimer hastalığı veya halk arasında kısmen hatalı olarak "bunama" olarak bilinen durum, bellek bozuklukları (yeni bilgi kaydedememe veya bilgileri anımsayamama), konuşma bozukluğu (kelimeleri yanlış kullanma), beceriksizlik (ince hareketleri yapamama), nesneleri tanıyamama ve diğer becerilerin bozulduğu bir hastalıktır. Araştırmalar 85 yaş üzeri kadınların yarısında Alzheimer hastalığı belirtilerinin görüldüğünü göstermektedir.
Alzheimer hastalığı ilerleyici belirtileriyle belli bir süre sonunda kişinin sosyal ve mesleki yaşamının olumsuz etkilenmesine neden olabilen ciddi bir durumdur.
Alzheimer hastalığı çoğunlukla kendiliğinden başka bir nedene bağlı olmaksızın 65 yaş sonrası gelişen bir bunama hastalığıdır. Ancak geri kalan bunama çeşitleri başka hastalıklara bağlı gelişebilir, bunama hastalığının 2. en çok nedeni ise beyin damar tıkanıklıklarıdır.
Hastalığın beynin çeşitli bölümlerinde bulunan nörotransmitter adlı maddelerin miktarlarının değişmesiyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Östrojen hormonu azalması bu olumsuz değişiklikleri hızlandırarak hastalığın gelişimini hızlandırabilmektedir. Gerekli durumlarda verilen östrojen hormonu tedavisinin hastalığı önlemede etkili olması hem bu nörotransmitter dengesini yeniden kurmasıyla hem de beyin kan akımında artışla mümkün olmaktadır.
Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülen bu hastalığın önlenmesinde östrojen hormonu tedavisinin erken dönemde başlanmasının daha etkili olduğu gösterilmiştir.

MENOPOZ DÖNEMİNDE RUHSAL DEĞİŞİKLİKLER
Menopozun ortaya çıktığı yaş kadında sıklıkla önemli bazı sosyal değişikliklerin de ortaya çıktığı bir zamana denk gelir.
Menopoz döneminde kadın öncelikle yıllardan beri alışık olduğu bir bedensel işlevini "yitirmiş" olmanın üzüntüsünü yaşar. Bu tümüyle normal bir durumdur. Her ay adet görmeye alışmış bir kadın adet kanamaları ortadan kalktığında yakın bir arkadaşından ayrılmış olma duygusuna kapılabilir. Bazı kadınlar ise adet kanamalarının kesilmesinden memnuniyet duyarlar.

Menopoz Yaşlanmanın Başlangıcı Değildir
Menopoz dönemine giren kadınların bir kısmı bu dönemi yaşlanmanın başlaması ile eşdeğer görürler. Bu, tümüyle mantıklı bir düşünce olmayabilir. Geçen yıl adet gören ve bu yıl kanaması duran bir kadın bu süre içerisinde birden yaşlı bir insan olmaz, yalnızca bir yıl yaşlanır.
Kriter alınması gereken zamansal olarak yaşlanma değil, günlerini sağlıklı olarak geçirmeye devam etmektir. Beden ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir insan ne kadar genç olursa olsun, ne kadar uzun yaşarsa yaşasın mutlu ve üretken olamayacaktır.

Menopoz Depresyon Gelişimi İçin Bir Risk Faktörü Değildir
Önceleri menopoz dönemi depresyon gelişimi için ciddi bir risk faktörü olarak görülmüş ve psikiyatristlerin hastalık tanısında kullandıkları "DSM Tanı Kriterleri Kitabı"'nda "involusyonel melankoli" terimi menopoza bağlı olarak ortaya çıkan depresyon durumunu tanımlamak için kullanılmıştır. Günümüzde menopozun kendisinin depresyon gelişme riskini artırmadığı görüşünün benimsenmesi üzerine DSM'nin en güncel versiyonunda bu tanı yer almamaktadır.

Uyku Bozuklukları
Menopoz dönemi bir yandan ateş basmaları, öte yandan "tuhaf belirtiler" olarak gruplandırılan belirtiler topluluğunun etkisiyle uykusuzluğun ortaya çıkmasına veya uyku kalitesinin azalmasına neden olabilir. Ek olarak östrojen hormonu eksikliğinin beyine etki ederek direkt olarak uyku özelliklerini olumsuz etkilediği bilinmektedir.
Uyku bozuklukları uzun süre devam ettiğinde gerginlik, sinirlilik, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, yorgun uyanma ve konsantrasyon bozukluklarına yol açabilmektedir.
Menopoz döneminde ortaya çıkan uyku bozukluklarının tedavisinde östrojen hormonu tedavisinin önemli bir yeri vardır. Östrojen hormonunun uykuya dalma süresini kısalttığı ve uyku kalitesini artırdığı klinik deneylerde gösterilmiştir.

Duygudurum Değişiklikleri
İnsan her zaman aynı ruh durumunda olamaz. Zaman zaman keyifli ve neşeli, zaman zaman daha durgun olabilir. İnsan ruhunun bu özelliği duygudurum (İngilizce mood) olarak adlandırılır.
Yukarıda tarif edilen duygudurumu düz bir çizgi üzerinde gösterecek bir çizgi çizdiğimizi varsayalım. Çizginin ortası insanın kendinde görmeye alışkın olduğu ortalama ruh halini temsi eder. Çizgi üzerinde sağa gidildikçe insanın giderek daha keyifli bir duyguduruma ulaştığını, sola gidildikçe ise daha çökkün bir duyguduruma ulaştığını kabul edelim. Bu çizgiyi bir tahterevalli şekline dönüştürdüğümüzde tahterevallinin sürekli hafifçe hareketli olduğunu görebiliriz. Bu hareketlilik genellikle günden güne daha belirgin hale gelse de bazı insanlarda günün değişik saatlerinde bir sola bir sağa kayma görülebilir ve bu normaldir.
Normaldışı olan, tahterevallinin baskın olarak solda ya da sağda durması ya da çok büyük hareketler yapmasıdır. Bu aşırı hareketlilik kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen duygulara neden olacaktır. Psikiyatride, oluşturduğumuz tahterevalli modelinde dengenin sürekli sol tarafta yer almasına depresyon, sürekli sağ tarafta yer almasına ise mani adı verilir. Bu tanımlama konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından basitleştirilmiştir. Gerçekte bu iki duygudurum bozukluğunun tarifi bu kadar kolay yapılamaz.
Menopoz döneminde olan kadınlarda tahterevalli dengesi sola kaymaya meyillidir. Daha önceden bahsedildiği gibi bu durumun menopozun kendisinden kaynaklanmadığı, daha çok menopoz dönemine tesadüf eden diğer sosyal değişikliklerle ilgili olduğu düşünülmektedir.

Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22