HİPERAKTİVİTE

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)
DEHB bulunan bir çocukla hayat bazen dayanılmaz ve yıldırıcı olabilir, fakat ebeveyn olarak çocuğunuza bu davranışlarını kontrol altına almasında ve azaltmasında tardımcı olabilirsiniz. Şunu akıldan çıkarmamak gerekir ki; DEHB fizyolojik bir bozukluktur, tıpkı bir görme bozukluğu gibi. Beyindeki bazı maddelerin eksikliğine bağlı olarak oluşan dikkat eksikliği, kendini kontrol edememe ve konsantrasyon bozukluklarına yol açar. Bu çocuğunuzun elinde değildir. Eğer, çocuğunuzun davranışlarını elinde olmadan yaptığını aklınızda tutarsanız, çocuğunuza daha pozitif ve destekleyici yollarla cevap verebilirsiniz. Unutmayın ki, çocuğunuz bunu istemeden yapıyor. Sabır, şefkat ve destekle DEHB bozukluğu ile başa çıkmayı başarabilir ve mutlu bir ev, okul ortamı oluşturabilirsiniz. DEHB olan çocuğunuzu anlamaya başlamak için önce DEHB'nin tanı ve tedavisi hakkında bilgilenmelisiniz.
DEHB temel olarak 3 belirtiden oluşan psikiyatrik ve gelişimsel bir bozukluktur.
1. Dikkat eksikliği: kolayca dikkatin dağılması, detayları kaçırma, konsantrasyon zorluğu vb.
2. Hperaktivite: Durmadan konuşmak, yerinde duramamak, sakarlık vb.
3. Dürtüselllik: Sabırsızlık, duygularını kontrol edememek, sırada bekleyememek, kendini frenleyememek vb.
DEHB, çocuklarda en sık görülen davranışsal bozukluktur ve belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam edebilir. Dünya'da ve Türkiye'de görülme oranı %5'dir. DEHB olan çocuklar aslında küçük hayalperestlerdir. Genellikle çok yaratıcı, sevecen ve herkese çabucak güvenen yapıları vardır.
Nedeni
DEHB nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bir değil, birden fazla nedeni olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar;
Genetik: DEHB'nin büyük oranda (%65-90) kalıtım (genetik) ile ilişkili olduğu bulunmuştur. İkizlerde yapılan çalışmalar bunu desteklemektedir.
Çevresel: DEHB'nin ortaya çıkmasında çevresel etkenler rol oynamaktadır. Araştırmalar, gebelik sırasında sigara, alkol kullanmanın, doğum ağırlığının düşük olmasının, prematüre doğumun ve enfeksiyonların DEHB olma riskini artırdığını ortaya koymaktadır.
Beyin hasarı: DEHB'nun nedenleri arasında beyin hasarının olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
Yapılan çalışmalar şeker ve yiyecek katkı maddeleri gibi birçok etkenin DEHB ile ilişkisini ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Ancak, doğrudan şekerli yiyeceklerin hiperaktivitede ortaya çıkan enerjiyi meydana getirdiği düşünülmemelidir. Bazı aileler şekerli yiyecek yedikten sonra çocuklarının davranışlarının değiştiğini söyledikleri de bir gerçektir.
Tanı
DEHB tanısı çoğunlukla çocuk okula başladığı zaman konmaktadır. Ancak bu belirtiler okul öncesinde de görülmektedir. Bunun nedeni, DEHB olan çocuğun davranışlarındaki farklılığın okul ortamında daha çok öne çıkmasıdır. Okuldaki diğer arkadaşlarından farklı bir şekilde daha aktif veya dikkati dağınık olan çocuk öğretmeninin dikkatini çeker ve genellikle yönlendirmesiyle çocuk hekime götürülür.
Tedavi
DEHB en çok çalışılan psikiyatrik bozukluklardandır ve standart ilaç tedavisi uzun zamandır kullanılmaktadır. İlaç tedavisi rahatsızlıkla ilgili semptomların birçoğu ile başa çıkmaya yardımcı olsa da tek başına yeterli değildir. Çocuğun, ailenin ve öğretmenin de dahil olacağı "Davranışsal Terapi (çocuğun güçlüklerle başa çıkmasına ve öğrenmeye istekli olmasına destek olan terapi)" çocuğun dünyayı nasıl algıladığının anlaşılması ve kabul edilmesi için son derece önemlidir. "Davranışsal Terapi" aynı zamanda çocuğun kendi davranışlarını nasıl yönlendirmesi gerektiği hakkında kendini disipline etmesi için de önemlidir.
Unutulmamalıdır ki, DEHB'nin sebebi anne, baba veya öğretmenin sorumsuz ve kötü birer birey olmaları değildir.
Türkiye Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Klinik Uygulama Kılavuzu (2008), ilaç tedavisinde kullanılması gereken temel ilacıç grubunun stimülanlar (uyarıcı ilaçlar) olduğunu belirtmiştir. Stimülanlar arasında ise ilk tedavi seçeneği olarak metilfenidat etken maddeli ilaçların tercih edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu etken maddeye sahip ilaçlar kırmızı reçete ile verilmektedir, fakat bağımlılık yapmaz. DEHB tedavisi uzun süren bir süreç olduğu için çocuğun aldığı doz çok büyük önem taşımaktadır ve çocuğun alacağı kümülatif (birikimli) dozu düşürmek için doz ayarlaması (titrasyon) yapılması önerilmektedir.
Unutulmamalıdır ki, DEHB'nin sebebi anne, baba veya öğretmenin sorumsuz ve kötü birer birey olmaları değildir.
Türkiye Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Klinik Uygulama Kılavuzu (2008), ilaç tedavisinde kullanılması gereken temel ilaç grubunun stimülanlar (uyarıcı ilaçlar) olduğunu belirtmiştir. Stimülanlar arasında ise ilk tedavi seçeneği olarak metilfenidat etken maddeli ilaçların tercih edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu etken madde kırmızı reçete ile verilmektedirfakat bağımlılık yapmaz.
DEHB tedavisi uzun süren bir süreç olduğu için çocuğun aldığı doz çok büyük önem taşımaktadır ve çocuğun alacağı kümülatif (birikimli) dozu düşürmek için doz ayarlaması (titrasyon) yapılması önerilmektedir. Metilfenidat etkisi biyoyararlanım (vücudun alınan dozun ne kadarından faydalanabildiği) ile ilişkilidir ve bu ilacın tok karnına alımı biyoyararlanımını artırmaktadır. Bu nedenle ilacın yemekle veya yemekten hemen sonra alınması önerilir. İştahsızlık DEHB olan çocukların sıklıkla sorunu olmaktadır. İştahsızlık nedeni ile ilacın aç karnına verilmemesine dikkat etmek gerekir, yoksa iştahsızlık daha da artabilir. İlaç iştahsızlık yapmaktadır. Uykusuzluk da ilacın bir diğer yan etkisidir, bu nedenle günün belli saatinden sonra ilaç içilmemesi gerekir. Ciddi iştahsızlık ve uykusuzluk durumunda hekime başvurmakta yarar vardır, ilacı kendi başına kesmemek gerekir.
Tedavinin aksaması okul performansında düşmeye, sınıf tekrarı ve disiplin cezaları gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
DEHB modern çağın bir hastalığı değildir. İlk kez bilimsel anlamda 100 yıl önce tanımlanmış ve hakkında en fazla araştırma yapılmış psikiyatrik bozukluklardan biridir.
Biyolojik temeli olan bir bozukluk olduğu için DEHB, bir terbiye edebilme sorunu değildir.
DEHB olan çocuğa yaklaşım asla "çocuktur yapar, zamanla düzelir" şeklinde olmamalıdır. Çünkü bu davranışlar basit yaramazlıklar veya dikkat dağınıklıkları değildir ve uygun bir tedavi yöntemi izlenmeden düzelmeyecektir.
Akademik başarısızlıkların yanı sıra çeşitli kazalara neden olabilirler veya kendileri bu kazaların kurbanı olabilirler. Dikkatlerini çeken bir şeyin peşinden koşarken yolun ortasına atlayabilir, dürtüselliğin verdiği korkusuzlukla yabancı kişilerin peşinden gidebilir, trafik kazasına yol açabilirler. Evde, okulda ve dışarıda birçok kazaya sebebiyet verebilirler.
Ayrıca, DEHB olan birçok birey bu belirtiler nedeniyle toplumdan dışlanmaktadır.Bu toplumdan soyutlanma ve kabul edilmeme, ileriki yıllarda depresyon, kaygı, tikler, takıntılar gibi başka psikiyatrik hastalıkları da beraberinde getirebilmektedir.
Bu nedenle DEHB olan çocukların tedavisi çok büyük önem taşımaktadır. DEHB biyolojik tabanlı ve tedavisi olan bir bozukluktur. Çocukların mutluluğu için tedavi yarım bırakılmamalıdır.
Bu çocuklar genellikle bebeklikten itibaren inatçı olurlar.
Genellikle uykusuzluk sorunları yaşarlar ve nadiren öğle uykusuna dalarlar.
Deneyimlediği (oyun, aktiviteler vb.) durumları kolayca öğrenemezler.
Fikir, arzu ve eğilimleri anında kabul görmediği zaman ağlama krizine girebilirler.
Devamlı aynı şeyleri yapmak veya dinlemek gibi talepleri olur.
Kendilerini bir şeye kaptırdıkları zaman sanki bu dünyadan ayrılıp başka bir dünyaya giderler ve diğer kişilerin taleplerine tepkisiz kalırlar.
Arkadaş grubuyla oynanan oyunlarda sıralrını takip edemezler ve sırasının geldiğini anlamazlar. Bu nedenle sıklıkla alay konusu olurlar ve dışlanırlar.
Genelde iyi motor ve grafomotor (yazı yazabilme) yeteneklerine ihtiyaç duyulan durumlarda beceriksizdirler.
Gün içinde kendilerinden bir görevi yerine getirmesi istendiğinde sıklıkla bu görevi unuturlar.
Ebeveynler, çocuğa derslerini ayrıntılı bir şekilde anlatmaya çalışır ama anlatılanlar bir şekilde hatırlanmaz.
Çocuk sınıfta kendisine yöneltilen soruları sıklıkla cevaplayamaz veya oldukça basit bir yanıt verir. Bu durum sınıfta alay konusu olmasına veya öğretmen tarafından azalanmasına neden olabilir.

 

 

Bu Yazı Aynı Zamanda “ÇOCUK VE ERGEN RUH SAGLIGI VE HASTALIKLARI DERNEGI- Dikkat eksikligi-hiperaktivite bozuklugu komisyonu”  Tarafından Bir Basın Duyurusu Olarak Yayınlanmıştır.

Dikkat eksikligi-hiperaktivite bozuklugu hakkinda ruh sagligi ve hastaliklari konusunda ehil olmayan kisiler tarafindan basin ve internet kanaliyla çocuklarin, anne-babalarin, egitimcilerin ve çocuklarin aklini karistirabilecek bilgiler verilmektedir. Çocuk ve Ergen Ruh Sagligi ve Hastaliklari dernegi olarak bu konuda anne-babalari, çocuklari ve bu alanda çalisan çesitli meslekdaslarimizi aydinlatmayi görev edindik.

DEHB nedir? Dikkatini gereken yerlere vermekte zorlanan, davranislarini kontrol etmekte güçlük çeken ve bu sebeple iliskileri ve ögrenmesi bozulan bir çocukta DEHB olasiligi bir çocuk ruh sagligi ve hastaliklari uzmani tarafindan degerlendirilmelidir. Sanilanin aksine her hareketli ya da kafasi daginik çocuk DEHB degildir.

Tani nasil konur? Aileden ve okuldan çocuk ve gelisimi hakkinda elde edilen bilgiler, çocugun ruhsal durumunun degerlendirilmesi, gereken tibbi ve psikolojik testler ile taniya ulasilir. DEHB'nun tanisinin kesinlestirilmesi, hangi tedavi tarzinin çocugun ihtiyaçlarina uygun oldugunun belirlenmesi, çocuk ruh sagligi ve hastaliklari alaninda uzmanlasmis bir tip doktoru tarafindan yapilir.

DEHB niçin tedavi edilmelidir? Okul çagi çocuklarinin hayat kalitesini bozan bir durumdur. Ögrenmeyi ve toplumsal uyumu etkiler. Çocugun saglikli ruhsal gelisimini engeller.

Tedavide ne yapilir? DEHB'nun tedavisinde çok yönlü bir yaklasim uygulanir. Bu yaklasim okulla isbirligi içinde ögrenme ortamini çocuga uygun hale getirmeyi, anne-babanin tutum ve davranislarina yönelik egitimi, çocukla bireysel çalismayi ve ilaç tedavilerini içerir.

Psikososyal tedaviler. Anne-babaya ve okula yönelik çalismalar DEHB tanisi konan her çocukta uygulanir. Ögrenme güçlükleri ve duygusal sorunlarin eslik ettigi durumlarda çocukla bireysel çalismalar yapilir. Bu uygulamalar, çocugun saglikli ruhsal gelisimini engelleyen DEHB gibi durumlarda yetersiz kaldiginda, veya DEHB'dan kaynaklanan sorunlarin zaman kaybetmeden çözülmesi gereken hallerde, ilaç tedavisi öncelikle uygulanir.

Ilaç tedavileri. DEHBdaki ilaç tedavileri tipki hipertansiyon ya da artritteki gibi çocuga rahatsizlik veren, yapisal zorluklarindan kaynaklanan, ögrenme ve davranis sorunlarini kontrol altina alarak, çocugun hayat kalitesini düzeltir.

Basinda dolasan yanlis bilgiler, DEHBnun anne-babanin yarattigi bir problem oldugunu öne sürerek, fizyolojik temelli bir bozukluga nasil yaklasacagini bilemedigi için hatali tutumlara giren annebabalara yüklenmekte, problemin yapisal yönünü görmezden gelmektedir.

Fizyoloji ve psikoloji birbirinden ayrilamaz. Problemi dogru kavrayan anne-baba, çocugunun artilarini ve eksilerini daha iyi taniyarak, nasil yaklasacagini ögrendiginde uzun vadede yararlar saglayacak olumlu iliskiler gelisir. Ancak, kimi hipertansiyonlu hastalarin diyet ve egzersizle tansiyonlarini kontrol edebilmeleri, kimilerinin de tansiyon ilaçlarina ihtiyaç duymalari gibi, hayat tarzi ve tutumlardaki degisiklikler pek çok zaman yeterli olmaz. Hayat tarzi ve tutumlardaki degisikliklerin problemi kontrol altina alabilmesi, problemin fizyolojik yanini ortadan kaldirmaz. DEHB çocugun zora geldigi, onun yetersiz kaldigi durumlarda artan, diger zamanlarda yatisma gösterebilen bir sorundur. Tipki bir kalb hastasinin merdiven çiktiginda sikayetlerinin belirginlesmesi gibi...

Bütün ilaçlarin yan etkileri olabilir. DEHBnun tedavisinde kullanilan ilaçlar, çesitli yan etkileri olmakla birlikte, emniyetliligi konusunda onyillar içinde olusmus deneyimlere göre, hayati tehdit edici veya sakatlayici bir yan etkiye sahip degildir. Tedavide kullanilan uyarici özellikteki ilaçlarin bagimlilik yaptigina iliskin sözler ise, arastirma desteginden uzaktir. Iddialarin aksine, tedavisi yetersiz yapilanlar veya hiç yapilmayanlar ergenlik ve sonrasinda bagimlilik riski tasir ve çesitli davranis ve duygu sorunlari gelistirebilirler.

Iyi ve emniyetli bir tedavinin tek güvencesi doktorunuzdur. Çocugunuzun ruhsal gelisimini ve önündeki engelleri taniyan, yasa özgü degisen ihtiyaçlara göre yaklasabilen, sorunlar çiktiginda tedavi gerekliligine karar verip düzenleyebilen çocuk ruh sagligi ve hastaliklari uzmani bir doktorla sürekli iliski içerisinde olundugunda DEHB ve benzeri bir çok sorunla basa çikilabilir. Bugün DEHB tanisi konan çocuklar, gelecekte kendini taniyan, sorumluluklarini bilen bireyler olarak hayattaki yerlerini alabilirler.

Dikkat eksikligi/Hiperaktivitenin seyrine bakmak

"Dikkat eksikligi-asiri hareketlilik diye bir durum var midir, yok mudur, buna ne yapilmalidir, özel egitsel yöntemler mi kullanilmalidir, ilaç mi kullanilmalidir, baska bir sey mi yapilmalidir, ya da kenarda durup seyir mi edilmelidir?" sorulari çesitli ortamlarda tartisiladursun; dikkati daginik veya hiperaktif çocuklarin, çevrelerinin kendilerinden beklediklerine, tam da neden oldugunu bilmedikleri bir sekilde ayak uydurmakta zorlandiklari ve mutsuz olduklari gerçegini hiçbir sey degistirmiyor.

Tartismalar... Dikkat eksikligi-hiperaktivite hakkinda yazilip çizilen bir çok bilimsel makale yanisira, internet ortaminda veya popüler basinda degisik perspektifleri yansitan yazilar var. Bu elestiri yazilarina, çocuklariyla birlikte bu sorunlarla mücadele eden anne-babalarin diyeceklerine kulak vermek en iyisi. Ates düstügü yeri yakar, zira...

Bizim zamanimizda hiperaktivite mi vardi diyenler aslinda zaten hep vardi: yillardir bir çok egitim kurumu, toplumsal otorite ve anne-baba, çocuklarin davranislarinin tümüyle çocuklarin kendi kontrollarinda oldugu varsayimindan hareketle, dikkatin dagilmasi, kendini tutamama, asiri hareketlilik vs gibi davranislarin sadece çocugun iradesizligi ya da anne-babanin kifayetsizliginden ibaret oldugunu hep söyleyegelmislerdi.

Hiperaktif çocugun dikkati ve davranislari üzerinde denetimi, yapisal sebeplerden ötürü ve ona "agir gelen" kosullarda zayiflar. "Motive" oldugu veya iyi becerebildigi konularda, bu denetimi geçici olarak da kurabilmesi, "denetim zayifligi"nin duruma özgü oldugu sonucunu, dolayisiyla "isterse" yapabilecegi "yargisi"ni doguruyor. Oysa, dikkat, motivasyon nereyi isaret ederse, oraya yönelir. Ilaç tedavileri, dikkatin pek motive olunmayan seylere (ödev ve sorumluluklar) geçici olarak yönelmesini saglar. Hani, merdiven otomatigini biz asagi inene kadar devamli açik tutacak sekilde bir kibrit çöpü sikistirivermek gibi...

Peki, biraksak da dikkat daginik kalsa... Ne olur? Çocuklarin (kendilerinin de) mutsuzluklarinin sebebini anlayamamalari, çevrelerindekilerin de bu sebebi ya hiç akil edip aramamalari, ya da çocugu (veya egitim sistemini veya anababalari) durumdan sorumlu tutmalari isin katmerli zorluk haline dönüsmesine yol açar. Kizginlik, öfke, ve hüzün içiçe, çocugun hayatina çöreklenir. Içinde yasanan dönem mutsuz, hayata iliskin beceriler ögrenilmeksizin geçip gider.. Kaybedilenlerin geri kazanilmasi giderek imkansizlasirken...

Psikiyatristlerin dikkat eksikligi-hiperaktivite sendromu yasayan çocuklarin hayatindaki islevi basit: Hiperaktif çocuklarin gelisimini engelleyen, yollarini tikayan engelleri ortadan kaldirip yollarina devam edebilmelerini saglamak. Diger yandan, sorun sadece tibbi ya da psikolojik bir sorun degil.

Aileyle ve okulla yapilabilecekler. Bu durum hakkinda, tibbi tedaviler disinda yapilmasi gerekenleri hatirlatalim: Anne-babalarin çocuklarinin sinirlari ögrenmelerini ve kendi sinirlarini koyabilmelerini saglamayi amaçlayan bir egitim anlayisi gelistirebilmeleri çocuklara çok yararli olmakta. Bu arada, hiperaktivite gibi genetik geçisin çok rol oynadigi bir davranisin, anne-babada çesitli ölçülerde mevcut olmasi kuvvetli bir olasilik. Ben, anne-babalarin sorunlarin çözümü için üstlerine düseni, belki de kendi dikkat daginikliklarina ragmen yaptiklarini görüyorum..

Egitim hakkini kullanabilmek için. Hiperaktivite'nin bir davranis ve ögrenme sorunu olarak varligi, egitim sisteminin sorumlulugunu ortadan kaldirmiyor. Kaldirmak ne kelime, sistemin sorumlulugunu, çocuklarin özelliklerinin gözönüne alinarak egitilmesi zorunlulugunu getirerek arttiriyor. Ögretmen-ögrenci oraninda ögretmen sayisinin arttirilmasi, siniflarin kalabaliginin azaltilmasi, ögrenmede "yapmaya, yasamaya" dayanan bölümlerin çogaltilmasi gibi etkiler her ögrencinin hayatini kolaylastiracak uygulamalardir. Hiperaktif çocuklar, bu sorunlarinin yadsinmasi durumunda temel egitim alma haklarini kullanamamaktalar.

Okul ve aileyle yapilmasi gerekenler, tibbi tedavilerin ya da psikoterapilerin alternatifi degil, zorunlu tamamlayicisidir.

Hiperaktivitede ilaçlarin kullanimina yer vardir. Bu yer, bir benzetme yaparsak, çocugun gelisiminin önündeki moloz yiginini temizlemek için bir dozer getirip, yolu açmak seklindedir. Kazma-kürekle açilabilecek bir tikaniklik ise, dozere ne hacet... Ancak, okul çagi çocuklarinda geçen zaman yerine konabilecek cinsten olmadigi için, hizli hareket etmeye gerek vardir. Ilaç, yolun nasil gidilecegini belirlemez; yolu açmakla yetinir; o sebeple uzun vadede bir yarar beklemeyiz. Gelisimin önündeki engel kalktiktan sonra, yola nasil devam edilecegi, zaten yolcularin bilecegi bir sey.

Zaman zaman gereksiz ilaç verildigi düsüncesi ilk bakista dogru; ancak, doktorlara basvurana kadar diger tedavi ve tedavisizlik yöntemlerinin zaten ve genellikle denenmis ve sonuç vermemis oldugunu, basvuranlarin önemli bölümünün diger yöntemlerle yol alamamis kisiler oldugunu hesaba katmak gerekir.

Ilaç tedavisi disindaki psikolojik ve egitimsel yaklasimlarin zayif kalmasini, sistemin isi ucuza bitirme çabasinin bir sonucu olarak gören Amerikan Çocuk Psikiyatrisi Akademisi, kronik bir problem olarak tanimlanan hiperaktivite'nin tedavisinin doktorla ve psikoterapistle siki bir iliski içinde olmaksizin sadece ilaç verilerek sürdürülemeyecegini açikça ilan etmis vaziyette. Türkiye'deki meslekdaslarimizin uygulamalari da çok farkli degil.

Ilaç etkileri ve yan etkilerine iliskin yanlis kavramlar. Bir ilacin bir baska ilaca benzemesi, ayni oldugu anlamina gelmez: benzer maddelerin bambaska islevleri ve bambaska yapilari olabilir. Uyaricilar ile kokain arasindaki benzerlik böylesi bir benzerlik. Ilaçlarin etkilerinin doza bagli olarak degistigini de biliyoruz: aspirin, çok minik dozlarinda kalb-damar sistemine etkiliyken, orta dozlarda ates düsürücü, yüksek dozlarda agri kesici-iltihab giderici etki gösterebiliyor. Ayni madde ile üç ayri etki saglanabiliyor.

Elbette, ilaçlarla ilgili olumsuz etkilerin çok yakindan gözlenmesi gerekir: aspirinin onlarca yillik kullanimindan sonra kesfedilen çocuklarin viral enfeksiyonlarinda Reye sendromuna yol açici etkisi, aspirini kullanan doktorlarca ortaya kondu. Bu aspirinin sadece daha bilinçli kullanimini getirdi. Riskler düsünülürken, risklerin gerçeklesmesi olasiliginin düsük ya da yüksek olmasini da gözönüne almak ilaç kullanimina yol gösterir.

Karar verirken. Ilaçlar hakkinda artisini ve eksisini bilerek ve hesap ederek hareket etmek, doktorun isinin özünü olusturmaktadir. Doktor, bir görüsü savunan yazar ya da çevirmenden farkli olarak, bu konudaki bilgilerin arasindan sadece kendi görüsünü destekleyenlerini seçip almak gibi bir lükse sahip degil. Çünkü, süreçte olan bitenin dogrudan sorumlusu o. Bir yazara ise, "senin lafina uyduk, çocugumuzun tedavisini biraktik" deseniz, yazarin "uymasaydiniz" demek hakki var, bence...

Ilaç ya da baska türlü tedavi verme, ya da hiçbir tedavi vermeme karari, doktor, anne-baba ve çocuk arasinda, enine-boyuna tartisilarak kararlastirilmalidir. Ama, bir çocugun gelismesinin önündeki bir engeli kaldirma firsati veren her tedavi (ilaç, psikoterapi, özel egitim vs vs) daha iyisi, daha etkilisi, daha az yan etkilisi olana kadar tercih edilecektir. Bu firsati bir çocuga vermemek hakkina hiç birimiz sahip degiliz. Firsatlari kullanip kullanmamak ise, özgür bireylerin inisiyatifindedir. Ama, firsatlarin ve risklerin neler oldugunu anne-babalara ve çocuklara daha iyi anlatmamiz gerektigi özelestirisini yapmamiz gerektigi anlasiliyor. Bu problem ve çözüm yollari hakkinda, basta aile, çocuk ve okul olmak üzere herkesin ayrintili ve bagimsiz bilgi sahibi olmasi, kararin çocugun hayat kalitesini düzeltici yönde alinmasinin bir güvencesi olacak. Ülke çapinda yapilabilecek düzeltmelerin de en önemli ilk adimi...

Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22