Diyabet ve Çocuk/Ergenlerin Psikolojisi

Diyabet ve Çocuk/Ergenlerin Psikolojisi

Küçük yaşlarda ortaya çıkan diyabet hem çocuğu hem de ailesinin psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bu durum bir haksızlık olarak düşünülür ve mutsuz eder. Büyükler kendi iradelerini kontrol edemezken özellikle küçük çocukların yiyeceklerinde ve içeceklerinde kısıtlamaların yapılabilmesi hiç de kolay olmamaktadır. Böyle bir kısıtlamayı yapmak zorunda kalan ebeveynler de ona uyması gereken çocuklar kadar kendilerini kötü hissetmektedirler. Tedavinin ömür boyu devam edecek olması fikri bile çocuğu ve aileyi olumsuz yönde etkiler. Bir de üzerine eklenen tedaviyle ilgili çevreye açıklamalarda bulunma ve ayrıca hijyen şartlarını doğru sağlayabilmek diğer başka önemli problemler olarak ortaya çıkar. Çocukların kendi kan şekerlerinin düştüğünü fark edemeyerek bazı tehlikelerin içine kolaylıkla girebilecek olmaları ailenin çocuğa aşırı bir bağımlılık geliştirmesine yol açacaktır. Ortaya çıkan bu tür bir bağımlılık çocuğu zaman zaman tedirgin edip çocuğu hırçınlaştırabilir. Diğer çocuklarla oyun oynarken zevk alan bir çocuğa iğne vaktinin geldiğini söylemek, hatırlatmak ve onu oyundan çıkartmak çocuk için kabul edilebilir bir durum değildir.

Bir başka problem ise, iğne yapma ve iğne izlerinin çocukları korkutmasıdır. Çocuk olarak iğneden korksa bile diyabeti olan çocuk her gün belki birkaç defa kendi iğnesini kendisi yapmayı öğrenir. İğne korkusu olsa bile bir süre sonra iğne korkusu ortadan kalkar ancak çevreden gelen bazı tepkiler (‘acıyor mu?’ ‘çok mu acıyor’ gibi sorular sormaları bile) çocukta kaygı yeterince kaygı oluşturbilir, bıkkınlık yaratabilir, olmayacaksa bile ruhsal gerginlikleri tetikleyebilir. Ailede diyabet hastası olan başka bireylerin olması çocuğun endişelerini arttırabilir. Diyabet hastalığına bağlı ortaya çıkabilecek olan gözlerin bozulması, ayakta meydana gelen yaralar gibi problemler çocuğu sıkıntıya sokabilir, hastaneye yatması gereken durumlarda hastaneye yatmanın çocuk üzerinde ortaya çkartacağı kaygı etkili olmaktadır. Özellikle çok hareketli veya hiperaktivite tanısı olup da diyabet hastası olan çocuklarda hastalığın getirdiği kurallara uymak biraz daha zor olacaktır. Bu durumdaki çocuklarda daha fazla komplikasyon ve problemle karşılaşabilir.

Hastalıkla ilk olarak ergenlik döneminde karşılaşan çocuklarda veya çocuklukta karşılaşıp ergenlikte de bu durumla baş etmek zorunda kaldığında problemler daha da katlanarak artacaktır. Hastalık nedeniyle arkadaşlarının kendisini dışlayabileceklerini düşünüp zaman zaman yalan söyleyen çocuklar zaman zaman da rejimine uymayabilirler. Hastalık sürecini geçirmekte olan diğer ergenlerle birlikte paylaşımlarda bulunmak, grup çalışmalarına sokmak bu sürecin daha sağlıklı ve sorunsuz geçirilmesinde daha etkili olmaktadır.

Hastalığın ekonomik yükü hem aileyi hem de çocuğu olumsuz yönde etkileyecektir. Hastalık hakkında yetersiz bilgiler, doğru olmayan tedavi alternatiflerinin piyasada olması aileleri daha fazla umutsuzluğa yöneltmektedir.

Çocuk kaç yaşında olursa olsun onunla hastalık hakkında çok açık ve net hatta defalarca konuşmak gereklidir. Hastalık konusunda bilgi verilmeli, çocuğun/ergenin bilgileri anlayıp anlamadığını test etmek gereklidir. İntihar girişimlerinde bulunabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak dikkatli olunmalıdır. Dozunu kaçırmadan özellikle ergenlik döneminde daha hoşgörülü ve daha sıcak yaklaşmak yararlı olabilir.

Hangi hastalık olursa olsun profesyonel kişilerden yardım almak ebeveynlerin öncelikli görevidir. Çocuklar da tedavi konusunda profesyonel kişilerden tıbbi yardım alabilmelidirler. Gerekli olduğu durumlarda veya gerekmese de belli aralıklarla, özellikle hormonların etki ettiği ergenlik dönemi gibi önemli dönemlerde psikolojik yardım ve destek verilmelidir. Bu tip yaklaşımlar veya yardımlar hem çocukta hem de ailede çocuktaki duyguların ve kaygıların iyi bir şekilde ele alınmasını, anlaşılmasını ve açıkça ifade edilmesini sağlayarak tedavi sürecini olumlu yönde etkileyecektir.

Ayrıca, ailelerin sadece çocuklarına ve içinde buulunulan hastalığa yoğunlaşmamaları konusunda uyarılarda bulunmalıdır. Çünkü yaşamın farklı alternatiflerinde sosyal ortamlar içine girmek, yeni destek sistemleri aramak ve destek olanaklarını kullanma girişimleri onlara daha fazla olumlu katkılar yapacaktır.

Bazen ergenler içinde bulundukları hastalıkları en yakınında bulunan arkadaşları ve öğretmenlerinden saklayabilirler. Bu konuda ergenin kendisi ile konuşarak açıklayabilme, açılma konusunda destek yapılmalıdır. Eğer çocuk/ergen bu konuda başarılı olabilecek gibi görünmüyorsa, psikiyatrik, psikolojik yardım çok daha etkili ve yerinde olacaktır. Bazen hastalık nedeniyle "gereksiz yere" korumacı ve kollamacı tutum çeveresindekiler tarafından olumsuz bir yaklaşım şekli olabilmektedir. Tabii ki bu doğru olan bu değildir. Böyle bir durum varsa ortadan kaldırmak yerinde olur. Çocuğa hem genel hayatla hem hastalığıyla ilgili gerekli sorumluluklar verilmelidir (çocuğun iğnesini/enjeksiyonunu kendisinin yapması gibi). Hastalık nedeniyle gerektiği kadar bağlı olunabilir ama çocuk bağımlı hale getirilmemelidir. Bunun yanında çocuğun varsa kardeşleri de yeterli bilgilendirilmelidir. Bazen hastalık nedeniyle kızgınlıklar, anlayışsızlıklar yaşanabilir. Aralarındaki denge ve uyum bozulabilir. Bu tür durumlar çocuğun yaşam kalitesini düşürerek hastalığın da olumsuz yönde etkieyerek ayrı sorunları beraberinde getirebilir.

Bu tip hastalığı yaşayan başka kişilerin yaşadığı sıkıntılar, ilerleyen hastalığı olanlarda ortaya çıkan hastalılıkla ilgili olumsuzluklar (komplikasyonlar), zaman zaman da bu hastalık nedeniyle olan ölümler çocuğu oldukça kötü şekilde etkileyip gelecek kaygısı yaratabilir. Buna benzer duurmlar da yaşam kalitesini ve tedaviye uyumu olumsuz etkiler.

Ortaya çıkan ruhsal sorunlar daima vaktinde çözüme kavuşturulmalıdır. "Atlatır", "o güçlüdür", "herkes gibi zayıf değildir" tarzında yaklaşımlarla ruhsal destekten yoksun bırakmak hem hasta olan çocuğa hem de aileye ileride katlanarak artan başka sorunlarla yüzleşmeye neden olacaktır. Çünkü ruhsal sorunların kendisi yaşam kalitesini ve hastalık seyrini olumsuz etkileyen ilk sıra ve çözülmesi gereken tıbbi durumdur.

Bazen de hasta olan çocuk hastalığını kullanabilmektedir. Okuldan, derslerden, sorumluluklardan uzak kalmayı tercih edebilir. Ani gelişebilecek hastalık süreçleri biter bitmez sorumluluklarının hatırlatılması ve beklenenin yapmasının sağlanması izlenecek en iyi yoldur. Okula gidemiyorsa evde ödevler sanki okula gidiyormuşçasına takip edilmelidir.

Hasta olan çocuklara yaşlarından daha küçük hissettirilmesi, davranış biçimleri ile yaklaşılması olgunlaşmayı engeleyip bağımlılığı artıracaktır.

Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22