BİPOLAR BOZUKLUK

(MANİK-DEPRESİF HASTALIK, İKİUÇLU DUYGUDURUM BOZUKLUĞU)

Bipolar Bozukluk Nedir?
Manik-depresif hastalık olarak da bilinen bipolar (iki uçlu) bozukluk, nüfusun %1-2'sini etkileyen ciddi bir duygudurum bozukluğudur. Bu durum 'bipolar' bozukluk olarak adlandırılmaktadır çünkü kişinin duygudurumu, maniden (taşkınlık) depresyona (çökkünlük) aşırı 'iki uç' arasında değişebilmektedir. Manik atak (atak) sırasında, kişi aşırı mutlu ya da iritabl (aşırı huzursuz) olurken, depresif atak sırasında son derece üzgün ve umutsuz hisseder. Ataklar arasında kişinin duygudurumu normal olabilir. Duygudurumdaki bu değişimler ya da 'duygudurum dalgalanmaları' saatler, günler, haftalar ya da aylarca sürebilir. Sağlıklı kişilerdeki normal 'iniş ve çıkışların' tersine, bu duygudurum dalgalanmaları şiddetli ve yaşamı tehdit edici olabilir ve normal, sağlıklı işlevselliği engelleyebilir.
Bipolar bozukluk herhangi bir kimseyi herhangi bir yaşta etkileyebilirse de, tipik olarak ergenlik döneminin sonu ya da erişkinlik döneminin başında başlamaktadır. Çoğunlukla bir hastalık olarak tanınmamakta ve bu bozukluğu olan kişiler gereksiz yere yıllarca ve hatta onyıllarca ıstırap çekebilmektedir. Tedavi edilmediğinde, alkol ve madde kötüye kullanımı, bozulmuş ilişkiler, kötü iş veya okul performansı, finansal (maddi) ve sosyal sorunlar ve artan intihar riski gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir.
Oysa doğru tanı, etkili tedavi ve uygun destekle, bipolar bozukluğu olan pek çok kişi duygudurum dalgalanmalarında denge sağlayabilmekte ve normal, üretken ve tatmin edici yaşam sürebilmektedir.

Belirti ve Semptomları Nelerdir?
Bipolar bozukluk, normal duygudurum ara dönemlerinin eşlik ettiği birbirinden farklı ataklar şeklinde ortaya çıkan semptomlarla tanımlanmaktadır. Çoğu zaman, manik atakların ne zaman veya ne sıklıkta ortaya çıkacağına ya da ne zaman ve ne sıklıkta depresif ataklarla dönüşümlü olacağına ilişkin net bir düzen bulunmamaktadır. Şiddetli duygudurum dalgalanmaları birkaç saat, gün, hafta, ay ve hatta kimi zaman birkaç yıl boyunca meydana gelebilir.

Maninin belirtileri ve semptomları (manik atak)
Mani başlangıcında kişiler olağan dışı biçimde heyecanlı, daha yaratıcı ve aktif, daha girgin ve özgüvenli hissederler. Ne yazık ki duyguları daha abartılı hal alır ve çabucak kontrolden çıkarak tam manik atağa dönüşebilir. Kişi kendini dünyanın kralı hissedebilir ve kötü haberler dahil hiçbir şey bu 'mutluluğu' bozamaz. Mani geliştikçe duygudurum daha da yükselmiş ve iritabl hal alır, davranışlar daha öngörülemez olur ve yargı yetisi daha da bozulur.
Aşağıdaki semptomların en az 1 hafta (veya hastaneye yatırmak gerekiyorsa, herhangi bir süre) devam etmesi ve kişinin normal biçimde işlev görmesini zorlaştırması halinde manik atak tanısı koyulur.
Olağan dışı biçimde 'yüksek' veya coşkulu duygular ya da aşırı iritabilite (aşırı huzursuzluk)
Artı aşağıdaki semptomlardan en az üçü (aşırı iritabilite [aşırı huzursuzluk] durumunda en az 4 semptom)
Artmış enerji, aktivite ve huzursuzluk, fikir uçuşmaları ve hızlı konuşma.
Herhangi bir şeyin yanlış olduğunu inkar etme.
Dikkatin kolaylıkla dağılması.
Yorgunluk hissetmeksizin uyku gereksiniminde azalma.
Kendi yetenekleri ve güçlerine gerçek dışı inanç; abartılı özgüven ve dayanaksız iyimserlik.
Olağan dışı kötü yargı yetisi; aşırı para harcama, gereksiz riskler alma, aceleyle büyük kararlar alma.
Uzun süre devam eden olağandan farklı davranış.
Olağan dışı cinsel dürtü.
Başta kokain, alkol ve uyku ilaçları olmak üzere madde kötüye kullanımı.
Rahatsızlık verici ya da saldırgan davranış.
Şiddetli maniye, varsanı (=halusinasyon)lar (orada olmayan şeyleri işitme, hissetme ve görme) ya da sanrılar (gerçek olmayan şeylere inanma) gibi psikotik semptomlar eşlik edebilir. Bu semptomları gösteren bipolar bozukluğu olan kişilere bazen, şizofreni veya başka mental (ruhsal, zihinsel) hastalıkları olduğu düşünülerek yanlış tanı koyulmaktadır.

Depresyonun belirtileri ve semptomları (depresif atak)
Depresif atak sırasında kişiler çökkün ve çok üzgün hissederler. Çoğu zaman hayatlarının artık yaşamaya değer olmadığını düşünürler. Aşağıdaki semptomlardan 5 ya da fazlasının en az 2 hafta devam etmesi ve kişinin normal biçimde işlev görmesini zorlaştırması halinde depresif atak tanısı koyulur: Sürekli üzüntü, endişe veya boşluk duygusu.
Umutsuzluk ya da karamsarlık duyguları.
Uyku bozukluğu ya da çok uyuma.
İştah kaybı ya da çok yeme.
Seks dahil, daha önce hoşlandığı etkinliklerde zevk alma ya da ilgi kaybı.
Huzursuzluk ya da iritabilite (aşırı huzursuzluk).
Düşünme veya bir konu üzerinde yoğunlaşma, hatırlama, karar vermede güçlük çekme.
Enerji kaybı, bitkin ya da 'yavaşladığını' hissetme.
Fiziksel hastalık ya da yaralanmadan kaynaklanmayan sürekli fiziksel semptomlar (örn. kronik ağrı veya sindirim sorunları).
Ölüm veya intihar düşünceleri ve intihar girişimleri.
Suçluluk, değersizlik ya da çaresizlik duyguları.
Şiddetli depresyona varsanı (=halusinasyon)lar ve sanrılar da eşlik edebilir. Atakların şiddeti, tipi, sıklığı ve süresindeki farklılıklar bipolar bozukluğun son derece karmaşık ve değişken bir hastalık olmasına yol açmaktadır.

Semptomların şiddeti
Bir kişiye manik semptomları olduğu yönünde tanı koyulduğunda, bu semptomları hafif ila orta dereceli veya şiddetli olarak çeşitli derecelerde yaşayabilir. Depresif semptomlar için de aynı şey söylenebilir. Bir bipolar hastanın duygudurum evreleri, bir uçta şiddetli mani ve diğer uçta şiddetli depresyonun bulunduğu iki zıtlık arasında gidip gelebilir. Bir bipolar hastanın içinde bulunabileceği çeşitli duygudurum evrelerinin dağılımı aşağıda sunulmaktadır.
Depresif ve manik atakların şiddeti kişiden kişiye ve aynı kişide farklı zaman noktalarında değişkenlik gösterebilmektedir.
Hipomani, en az 4 gün süren, maniye benzer ancak daha düşük şiddetli semptomların görüldüğü hafif ila orta dereceli bir formudur. Maninin tersine, kişiler varsanı (=halusinasyon)lar ya da sanrılar yaşamazlar. Hipomani iyi işlevsellik, artmış üretkenlik ve daha az bozuklukla bağıntılı olduğundan, kişiler çoğu zaman herhangi bir sorun olduğunu inkar ederler. Ne var ki, tedavi edilmediğinde hipomani artarak maniye gidebilir ya da depresyona kayabilir.

Atak tipleri
Bir kişinin yaşadığı atak tipleri farklılık gösterebilir. Bazı kişiler eşit sayıda manik ve depresif atak yaşarken, diğerlerinde çoğunlukla bir tip ya da diğeri görülür. Bipolar bozukluğu olan bazı kişiler manik olmadan önce birçok depresyon dönemi geçirecektir. Diğerleri ise yükselmiş duygudurum ile çökkün duygudurum arasında hızlı geçişler yaşayacaktır.
Bazen kişide mani ve depresyon semptomları aynı zamanda bulunabilir. Bu karışık (mikst) mani olarak bilinmektedir. Semptomları çoğu zaman ajitasyon, uyku bozukluğu, iştahta belirgin değişiklik, psikoz ve intihar düşüncesini içerir.
Depresyonla birlikte veya depresyon olmaksızın en az bir manik atak ya da karışık duygudurum atakları yaşayan kişilere bipolar I bozukluk tanısı koyulur. Bu form tipik olarak tam gelişmiş mani olarak kendini gösterir ve hastaneye yatırılmayı gerektirebilir. En az bir hipomanik ve en az bir depresif atak (tam manik atak olmaksızın) yaşayan kişilere bipolar II bozukluk tanısı konulur. Bipolar II tanı konmadan gidebilir çünkü hipomanik semptomlar o kadar olağan dışı görünmeyebilir. Kişiler çoğu zaman hipomaniyi görmezlikten gelmekte ve yalnızca depresif atak sırasında tedavi arayışına girmektedirler. Ne yazık ki, antidepresan ilaçlar reçete edildiğinde, ilacın bir manik atağa yol açma ya da 'tetikleme' ve atakların daha sıklaşma riski bulunmaktadır. Başlangıçta hipomanisi (bipolar II) olan bazı kişiler daha sonra bir manik atak yaşayacak ve bipolar I geliştireceklerdir, öte yandan diğerlerinde yalnızca nüks eden hipomani bulunacaktır.

Atakların sıklığı ve süresi
Çoğu kişide yaşam boyunca yaşanan atakların sayısı yaklaşık 8-10 olmakla birlikte, birçok hasta daha fazla atak yaşar. Bipolar bozukluğu olan ortalama bir kişi hastalığın ilk 10 yılı içinde 4 atak yaşamaktadır. Bazı hastalarda ilk 2 veya 3 mani ya da depresyon atağı arasında birkaç yıl geçerken, tedavi uygulanmadığında çoğu hasta daha sık atak geçirmektedir. Bazen ataklar mevsimsel bir düzen izlemektedir (örneğin, yazları hipomanik ve kışları depresif olmaktadır). Az sayıda hastada yıl boyunca sık ve hatta sürekli döngülü bir gidiş görülmektedir. Atakların süresi herkes için tamamen aynı değildir. Ortalama olarak, tedavi uygulanmadığında, manik veya hipomanik ataklar birkaç ay sürerken, depresif ataklar çoğu zaman 6 ayı bir hayli aşmaktadır. Bazı kişiler ataklar arasında tamamen düzelir ve yıllarca semptomsuz kalırken, diğerleri düşük dereceli ancak sıkıntı veren depresyon ya da hafif duygudurum dalgalanmaları yaşamaya devam etmektedir.
On iki aylık bir dönem içinde manik, hipomanik, karışık ya da depresif atakların herhangi bir kombinasyonunda en az 4 atak yaşayan kişilerin 'hızlı döngülü' bipolar bozukluğu olduğu söylenir. Hızlı duygudurum dalgalanmaları (hızlı döngü) kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görülmektedir. Antidepresan tedavisi bunu tetikleyebilmektedir. Şiddetli olgularda bir günlük bir dönem içinde bile hızlı döngü görülebilmektedir.

Bipolar Bozukluk Tanısı Nasıl Konur?

Bipolar bozukluk tek bir kan testi, röntgen ya da beyin taramasıyla saptanamaz. Doğru tanı koyabilmek için, tanının mevcut semptomlara, hastalığın gidişine, hastanın öyküsüne ve eğer mümkünse aile öyküsüne dayanması gerekir.
Tanı sürecinin başında, duygudurum değişikliklerine neden olabilecek diğer herhangi bir hastalık olasılığını dışlamak için kişinin fiziksel muayeneden geçirilmesi gerekir. Kişi çoğu zaman herhangi bir sorun olduğunu inkar eder ya da sorunları mental (ruhsal, zihinsel) hastalıktan başka nedenlere bağlar. Bu nedenle, aile üyeleri ya da arkadaşların rolü doğru tanı için çok önemlidir, çünkü bunlar kişinin ne zaman ve nasıl normalden çok farklı davranmaya başladığını anlatabilirler. Bipolar bozukluk döngüsel bir duygudurum bozukluğu olduğundan, doktorun hastanın mental (ruhsal, zihinsel) öyküsü hakkında genel bir bakışa sahip olması ve önceki atakları gözardı etmemesi son derece önemlidir. Ayrıca, ailenin mental (ruhsal, zihinsel) öyküsüne ilişkin bilgiler de son derece değerli olabilir, çünkü bipolar bozukluğun ailelerde süregeldiği bilinmektedir.

Doğru Tanı Koymak Neden Zordur?
Bipolar bozukluğu olan kişiler gerektiği gibi tanı koyulup, tedavi edilmeden yıllarca bu sorunu yaşayabilmektedirler. Bipolar bozukluktaki büyük çeşitlilik (atakların farklı şiddet, tip, sıklık ve süreler göstermesi) çoğu zaman bu hastalığın fark edilmesini hekimler için bile güçleştirmektedir.
Bipolar bozukluğu olan kişilerin bir doktora başvurdukları zaman noktası çok önemlidir. Kişiler hipomanik ya da manik bir atak sırasında nadiren tedavi arayışına girmektedirler, çünkü ne denli bozukluk yaşadıklarını fark etmezler. Öte yandan, depresif atak sırasında yardım almaya çalıştıklarında ise, çoğu zaman klinik depresyon geçirdikleri düşünülerek yanlış tanı koyulmaktadır. Bipolar bozukluk tanısı konulurken karşılaşılan bir diğer güçlük de, birçok semptomun majör depresyon, şizofreni ve diğer mental (ruhsal, zihinsel) bozukluklar gibi bir başka hastalığın bir parçası gibi görünebilmesidir. Bipolar bozukluğun erken dönemleri, mental (ruhsal, zihinsel) hastalıktan başka bir problem gibi gözükebilir. İlk bakışta alkol veya ilaç kötüye kullanımı ya da zayıf okul veya iş performansı gibi görünebilmektedir.

Bipolar Bozukluğu Ortaya Çıkaran Nedir?
Bipolar bozukluğun kesin nedeni bilinmemekle birlikte, araştırmacılar bu bozukluğun beyindeki bazı biyokimyasal maddelerdeki bir dengesizliğin sonucu olduğuna inanmaktadırlar. Bipolar bozukluk ailelerde süregelme eğilimi göstermektedir ve bipolar bozukluğu olan kişilerin üçte ikiden fazlasının bu bozukluğu ya da majör depresyonu olan en az bir yakın akrabası vardır. Ancak, genetik kimin bu hastalığa yakalandığını ve kimin yakalanmadığını tam olarak açıklayamamaktadır. Hastalığın gelişmesi bir duyarlılaşma sürecine bağlı olabilir. Bu düşünce, hastalığın ilk ataklarının önemli bir değişiklik ya da stresli olay tarafından başlatıldığını veya 'tetiklendiğini' ancak her bir atağın beyinde, bir sonraki atağı daha olası kılan değişikliklere neden olduğunu ve sonunda kendiliğinden ortaya çıkan ataklara yol açtığını ileri sürmektedir.

Bipolar Bozukluk ile İntihar Arasındaki İlişki Nedir?
Bipolar bozukluğun en ciddi riski intihardır ve büyük çoğunlukla depresif atakla bağıntılı olarak görülmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin %25-50'sinin hastalıklarının gidişi sırasında bir noktada intihar girişiminde bulunduğu bildirilmiştir. Etkili tedavi uygulanmadığında, bipolar bozukluk olguların yaklaşık %10-15'inde intihara yol açabilmektedir; bu da bipolar bozukluğu en ciddi ve ölümcül psikiyatrik hastalıklardan biri yapmaktadır. Bipolar bozukluğu olan kişilerin erken tanı ve uzun dönemli tedavisi intihar riskini azaltmak için son derece önemlidir.

Bipolar Bozukluk Nasıl Tedavi Edilebilir?
Bipolar bozukluk tedavi gerektiren gerçek bir hastalıktır
Bipolar bozukluk çoğu zaman bir 'karakter kusuru' ya da 'kişisel zayıflık belirtisi' olarak yanlış biçimde tanımlanmaktadır. Burada önemli olan, insanların, bipolar bozukluğun gerçek bir hastalık olduğunu, uygun ve uzun dönemli tedavi almaları koşuluyla bu bozukluğu olan kişilerin çoğunun düzelebileceğini fark etmeleridir.
Yaygın olarak 2 tedavi tipi bulunmaktadır: (1) ilaç tedavisi ve (2) psikoterapi ('konuşma' terapisi). Her iki tedavi tipinin bir bileşimi genellikle en iyi sonucu vermektedir.

İlaç tedavisi
Koruyucu ve akut tedavi için ilaçlar
Bipolar bozukluğun ana tedavisi ilaç tedavisidir. Bu hastalığın tedavisinde kullanılan en önemli ilaç tipi, kişinin duygudurumunu kontrol altına almak için yazılan ilaçlardır. Bu ilaçlar 'duygudurum düzenleyicileri' olarak adlandırılmaktadır ve gelecek atakların önlenmesi ve başlamış bir atağın tedavi edilmesinde etkilidirler. Genel olarak, bipolar bozukluğu olan kişiler duygudurum düzenleyicileri ile tedaviye uzun süre (yıllarca) devam etmektedirler.
Duygudurum düzenleyicilerinin kullanılmasına karşın ortaya çıkan mani veya depresyon ataklarını tedavi etmek için ek ilaç tedavileri yazılmaktadır. Örneğin, antipsikotik ilaçlar esas olarak manik atak sırasında yazılırken, antidepresan ilaçlar yaygın olarak depresif atak sırasında verilmektedir. Araştırmalar, antidepresanların mani, hipomani ya da hızlı döngüye geçişi tetikleyebildiğini göstermiştir. Bu nedenle, bipolar bozukluğu olan kişileri bu geçişten korumak amacıyla antidepresan ilaçla birlikte duygudurum düzenleyicileri de yazılmaktadır. Hastalığın semptomlarını tedavi etmek için başka ilaçların alınması da gerekebilmektedir. İlaç tedavisinde ayarlamalar Hastalığın farklı evreleri sırasında tedavi planlarında değişikliklerin yanı sıra ilaç tedavisinde ayarlamalar yapılması da gerekebilmektedir. Eğer hasta bir manik ya da depresif atak geçirebileceğini hissederse, ivedilikle doktoruyla temasa geçmelidir. İlk uyarı işaretlerinde ilaç tedavisinde yapılacak ayarlamalar genellikle normal duyguduruma dönüşü sağlamakta ve tekrarlayan atakları önleyebilmektedir. Tedavi planına bağlı kalma gereği Büyük sıklıkla, kişiler (1) kendilerini daha iyi hissettikleri için, (2) 'uç noktaları' atlattıkları için ya da (3) yan etkilerden rahatsız oldukları için ilaçlarını bırakmak isterler. Oysa, bipolar bozukluğu olan kişilerin semptomlar kaybolduktan sonra bile ilaçlarını düzenli olarak almaları başarılı tedavi için büyük önem taşımaktadır. Eğer ilacı bırakırlarsa, muhtemelen sonraki birkaç gün ya da hafta içinde yeni bir atak yaşamayacaklardır ancak büyük olasılıkla sonunda bir nüks yaşayacaklardır. Kişiler, ne kadar fazla atak yaşarlarsa, sonraki her bir atağı tedavi etmenin o kadar zor olacağını ve atakların daha da sıklaşacağını akıllarında tutmalıdırlar.

Psikoterapi
İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi, bipolar bozukluğu olan kişilere ve ailelerine destek, eğitim ve rehberlik sağlamada çoğunlukla yararlı olmaktadır. Gelecekteki atakları önlemede de yardımcı olabilmektedir.

Hastaneye yatırma
İntihar riskinden dolayı, şiddetli depresyonu olan kişilerin kısa süreyle hastaneye yatırılması gerekebilir. Kendilerine ve başkalarına zarar vermelerini önlemek için, manik atak geçiren kişiler için de bu gerekli olabilir.

Çocuk ve Gençlerde (ergenlerde) Bipolar Bozukluk
Çocuk ve genç ergenlerde bipolar bozukluk erişkinlerdekinden farklı görünür.
Bipolar bozukluk hem çocuklarda hem ergenlerde görülebilmektedir. Ancak erişkinlerdekinin tersine, çocuklar ve genç ergenler çoğu zaman manik ve depresif ataklar arasında, birgün içinde birçok kez çok hızlı duygudurum dalgalanmaları (hızlı döngü) yaşamaktadırlar. Mani çoğu zaman bir aşırı mutluluk dönemi değil, aşırı iritabilite (aşırı huzursuzluk) ve yıkıcı öfke nöbetleri dönemi şeklinde yaşanmaktadır. Bipolar bozukluğu olan çocuklarda depresyon tipik olarak, çok sayıda fiziksel şikayet, okulda sık devamsızlık veya düşük performans, evden kaçma girişimleri, iritabilite (aşırı huzursuzluk), yakınma, nedensiz ağlama, zayıf iletişim ve reddedilme veya başarısızlığa aşırı duyarlılıkla tanımlanmaktadır. Bipolar bozukluğu olan gençlerde karışık semptomlar da yaygındır. Öte yandan, daha büyük ergenler daha erişin tipi ataklar yaşamaktadır; çoğu zaman bir manik atakla başlamakta ve ataklar arasında nispeten istikrarlı dönemler bulunmaktadır.Travmatik olaylar bipolar bozukluğun başlamasını tetikleyebilir. Ergenlik çağı riskli bir dönemdir ve bipolar bozukluğu olan ergenler alkol kötüye kullanımı, ilaç kötüye kullanımı ve suç işleme açısından daha fazla risk altındadır. Bir bağımlılığı ve/veya intihar düşünceleri olan çocuklar ve ergenler her zaman ciddiye alınmalı ve duygudurum bozukluğu açısından değerlendirilmelidir. Uygun tedaviyle intihar düşüncelerinin üstesinden gelmek mümkündür.

Çocuk ve genç ergenlerde bipolar bozukluğun tanısı çoğunlukla zordur
Çocuklar ve genç ergenlerde kesin bir bipolar bozukluk tanısı formüle etmek çoğunlukla zordur. Ailesel tıbbi öyküye ilişkin bilgi, doğru tanı koymak için son derece değerli olabilir. Bipolar bozukluğun bu hastalığı bulunan ebeveynlerin çocuklarını etkileme olasılığı daha yüksektir. Bir ebeveynin bipolar bozukluğu olduğunda, her bir çocuk için risk %15-30 olarak hesaplanmaktadır.

Çocuklar ve genç ergenlerde bipolar bozukluk semptomları başlangıçta normal duygulanım ve davranışlarla karıştırılabilmektedir. Ancak normal duygudurum değişikliklerinin tersine, bipolar bozukluk okuldaki işlevselliği ve akranlar ve aileyle ilişkileri anlamlı ölçüde bozmaktadır. Bipolar bozukluğu olan pek çok çocukta aynı zamanda öğrenme güçlükleri ve düşük benlik saygısı da görülmektedir.
Bipolar bozukluğun semptomlarını açıklayabilecek diğer nedenler olasılık dışı bırakılmalıdır. Çocuklarda, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve diğer mental (ruhsal, zihinsel) bozukluklar bipolar bozukluğu maskeleyebilmekte ya da kimi zaman birlikte ortaya çıkabilmektedir.
Birçok çocuğa bipolar bozukluk yerine DEHB tanısı koyulmaktadır. Aslında, DEHB çoğunlukla bipolar bozukluğun semptomları açıkça gelişmeden önce ortaya çıkmaktadır. Bu, DEHB olan tüm çocuklarda bipolar bozukluk gelişeceği anlamına gelmez. Yine de Bipolar bozukluğu bulunan bir akrabası olan DEHB'li bir çocukta bu hastalığın gelişme olasılığının daha yüksek olduğu düşünülmektedir.
Küçük çocuklarda antidepresan ya da psikostimülan ilaçlar verildikten sonra mani geliştiğinde, anında bipolar bozukluk tanısı ve tedavisi düşünülmelidir.

Çocuk ve genç ergenlerde bipolar bozukluğun tedavisi
Bipolar bozukluğu olan çocukların ve ergenlerin tedavi almaları ve büyüdükçe semptomlarını nasıl kontrol altına alabileceklerini öğrenmeleri çok önemlidir. İlaç tedavileri duygudurumun stabilize edilmesine çoğunlukla yardımcı olmaktadır ve psikoterapi ek yarar sağlayabilmektedir. Bu ilaçların çocuklarda ve ergenlerde etkinlik ve güvenilirliğine ilişkin daha ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ile Bipolar Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Bipolar bozukluğu olan çocuklardaki tipik özellikler, hızlı duygudurum dalgalanmaları ve uzun süren öfke nöbetleridir. Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve bipolar bozukluğun semptomları benzerlik gösterebilir ancak kökenleri farklıdır.
Örneğin, yıkıcı ve kötü davranış bipolar bozukluğu olan çocuklarda çoğu zaman kasıtlı gibi görünürken, DEHB'li çocuklarda daha çok kayıtsızlık ya da dikkatsizlikten kaynaklanmaktadır.
Her iki bozuklukta görülen fiziksel patlamalar ve öfke nöbetlerine, bipolar bozukluğu olan çocuklarda sınırlar koyulması (örn. bir ebeveynin yalnızca başıyla 'hayır' demesi) neden olabilirken, DEHB'li çocuklarda duyusal ve duygusal aşırı uyarımla tetiklenmektedir. Bir öfke nöbeti veya fiziksel patlamadan sonra saatlerce kızgınlık duymaya devam edebilen bipolar bozukluğu olan çocukların tersine, DEHB'li çocuklar çok daha hızla (15-30 dakika içinde) sakinleşiyor görünmektedirler.
Marazi, yaşamı tehdit edici içerikte kabusların (örn. nükleer savaş veya saldıran hayvanlar) eşlik ettiği uyku bozuklukları bipolar bozukluğu olan çocuklarda yaygın olarak görülürken, DEHB'li çocuklarda nadir olarak gözlenmektedir.

Bir bipolar hastası bununla başa çıkmak için neler yapabilir ve ailesi nasıl yardımcı olabilir?
Ailesi bipolar hastasını hastalığı için tedavi almaya teşvik edebilir, zira hastanın kendisi çoğunlukla semptomların farkında değildir.
Bipolar bozukluk tanısı konulduğunda, hasta şunları yapmalıdır:
Hastalık hakkında bilgi edinmeli ve tekrarlayan bir manik ya da depresif atağın erken uyarıcı belirtilerini fark edebilmeyi ve nasıl karşılık vereceğini öğrenmelidir.

Kendini daha iyi hissetse bile tedavi planına bağlı kalmalıdır.
Duygudurum değişiklikleri, yeni stresler, ilaçlara reaksiyonlar vb'nin kaydını tutmalıdır.
Stresi azaltmalıdır.
Etkinlik ve gevşeme dönemlerini dengelemelidir.
Yeterli uyku almalı, sağlıklı besinler yemeli ve düzenli egzersiz yapmaya çalışmalıdır.
İlaçlarla tehlikeli etkileşimlerden dolayı alkolden ve uyuşturucu maddelerden uzak durmalıdır.
Sabırlı ancak ısrarlı olmalı ve ilaç tedavilerinin etki göstermesinin zaman alacağını kabul etmelidir.
Kişiye bipolar bozukluk tanısı koyulduğunda, ailesi bu hastalığı daha iyi kontrol altına almasında ona yardımcı olabilir. Yapabileceklerinden bazıları şunlardır:
Hastalık hakkında bilgi edinmeli, tekrarlayan bir atağın erken uyarıcı belirtilerini fark edebilmeli ve nasıl karşılık vereceğini bilmeli.
Hastayı ilaç tedavisine devam etmeye teşvik etmeli.
Stresi olabildiğince azaltmalı ve düzenli bir ortam sağlamalı.
Duygusal destek sağlamalı (anlayış, sabır, şefkat ve teşvik).
Onu dinlemeye, onunla konuşmaya ve herhangi bir konuda yardımcı olmaya hazır olduğunu hastaya hatırlatmalı.
İntiharla ilgili yorumları dikkate almalı.
Şiddetli bir mani atağının ortasında olan ya da güçlü intihar düşünceleri bulunan hastanın onu korumak ve tedaviyi ayarlamak için hastaneye yatırılması gerektiğinde hemen harekete geçmeli.
Bipolar bozukluğu olan birçok kişi bir destek grubuna katılmaktan yarar sağlamaktadır.
Günlük duygudurum semptomları, ilaçlar, uyku alışkanlıkları ve yaşam olaylarını içeren bir duygudurum çizelgesinin tutulması bipolar bozukluğu olan kişiler ve ailelerinin bu hastalığı daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Bu çizelge aynı zamanda doktorun hastalığı en etkili biçimde tedavi etmesine de yardımcı olabilir.

Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22