Aile Danışmanlığı, Çift Terapileri

Aile Danışmanlığı, Çift Terapileri

 

Aile terapisi, boşanmayı önlemek için yapılan bir terapi değildir.

Aile terapisi, ortaya çıkmış aile sorunlarının sorumlusunu bularak eşlerden birini haklı çıkarmak için yapılmaz.

 

Son yıllarda ailelerin terapilerine başvuruları ve katılımları giderek artmaktadır. Evliliklerde doğal olarak sorunlar oluşabilmektedir. Dışarıdan bakıldığında partnerler ne kadar iyi niyetli olursa olsun, rol aldıkları bu sorunu çözümlemede güçlük çekebilirler. Aile içi ilişkilerde çıkan çatışmalar nedeniyle yardım alma ihtiyacı doğabilir. Toplumda aile içi sorunlarda ilk başvurulan kişiler aile büyükleri veya yakın görülen daha tecrübeli çiftler olabilmektedir. Onların klasik öğütleri; evliliğin kutsal olduğu, kimi zaman çocuklar için, kimi zaman 'el ne der' yaklaşımıyla evliliğin sürdürülmesi yönünde fedakarlık yapılması gerektiği şeklindedir.

 

Değişen toplumsal koşullar ve artan evlilik sorunları nedeniyle aile içi sorunların çözümünde yeni yolların gelişmesi kaçınılmaz olmuştur. Aile kavramı ve çekirdek ailelerin toplumda daha yaygın olmasıyla birlikte bilim insanları aileler üzerinde daha çok durmaya ve ayakta tutabilmek için çalışmalar yaparak sorunların çözümünde  yöntemler geliştirmeyi amaçlamış ve ortaya çözüm araçları çıkmıştır. Bilimsel yaklaşım, sorunların çözümüne objektif (nesnel) çözüm noktalarını bireylere sunmayı amaçlamıştır.

 

Eş terapileri giderek yaygın hale gelmiştir. Yaygın olmasının nedenleri de çoğunlukla sosyal ve psikolojik değişikliklerin artmasına bağlanmaktadır. Aile içi rollerin değişmesi bunların başında gelir. Kadının çalışma hayatına girişi kadın-erkek ilişkilerinde yeni bir dengeyi ortaya çıkarmıştır. Toplum ve çekirdek ailenin geçirdiği değişim veya değişiklik; duygusal doyum, maddi ve sosyal değişimler ilişkiler arasındaki etkileşimi de farklı hale getirmiştir. Toplumsal alanda ve aile içinde değişen roller ve ilişkiler kadın ve erkeğin birbirinden çok daha fazla beklentisini de ortaya çıkarmıştır, beklentiler değişmiş ve artmıştır. Artan kişisel beklentiler ve mutluluk istekleri çıtayı (standardı) yükselterek yardım beklentilerini de artırmıştır.

 

Evlilik iki kişilik bir ilişki olduğuna göre, sorunlar da önce bu iki bireyi etkilemektedir. Ancak, genelde ortaya çıkan sorundan daha fazla etkilenen, değişime daha hazır olan veya çözümün kendilerine objektif yaklaşabilecek bir uzmanla daha etkin gerçekleşeceğini farkeden kişi yardım arayışında bulunmaktadır. Eğer bu arayış tek başına çözüm için yeterli gelmiyorsa diğer eşin de terapiye katılımını gerektirir.

 

Evlilik ilişkisinde ortaya çıkan sorunların çözümünde sorun yaşayan kişinin tek başına ele alınması sonuç vermeyecektir. Bazen çiftler sorunları olduğunu kabullenmez ya da sorunları dile getirmemeyi tercih ederler, 'yokmuş gibi' davranırlar. Eşlerden birinin önemli bir ruhsal belirti/hastalık yaşaması çifti terapiye yönlendirir. Ilk bakışta sorunun kişisel olduğu görülse de aslında dikkatli bir gözlem evlilik sorunu olduğuna işaret edecektir.

 

Aslında iyi geçinemeyen, sürekli tartışan eşler çoğunlukla ilişkilerinde bir sorun olduğunu kavrarlar ve ilişkinin bozulmaması ve çözümlemek için bir çift (eş) terapisine başvurmayı akıllarına getirirler. Tabii her çift bunu çabucak kabul etmez ya da görmezden gelinip çözüm diğer eşin düzelmesine bağlanır.

 

Çoğunlukla gördüğümüz durum; sorun yaşayan eşlerden  birinin doğrudan aile içi sorunları çözmek üzere başvurusu şeklindedir. Başvuru yapan eş aile içi sorunlarını anlatırken çözümü daha çok isteyen ve dile getirebilen kişidir. Diğer eşin çözüm istemediği anlamı taşımaz ancak en azından çözüm yolu aramaması nedeniyle daha zor ulaşılan kişidir. Çok nadiren eşlerin beraber başvuruları da görülmektedir. Günümüzde beraber başvuran çiftlerin sıklıkla evliliğin başında olduğunu görmekteyiz. Yıllar geçtikçe çiftlerin sorunları daha çok diğerine yükledikleri ve çözemedikleri görülmektedir.

 

Her nasıl olursa olsun, iki kişinin evlenmesi yeni bir hayat düzeni gerektirir. Yeni bir düzen, yeni bir ilişki beraber yaşayan kişilerin birbirlerine uyum sağlamalarını gerektirir. Çiftler birbirlerini yeterince tanımadan evlendiklerinde sorunların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır, ancak, yıllarca flört etmiş kişilerin bile evlilikle beraber büyük sorunlar yaşadıklarını görüyoruz. Hiç tanımadan evliliğe adım atan kişilerin neler yaşayabilecekleri ise daha karmaşık olabilir. Her ne olursa olsun, evlendikten sonra eşler arası ilişki değişiklik gösterebilir. En azından 'beraber yaşama gereği' kişilerde sorunları başlatabilir. En önemli ve en sık rastlanan, eşlerin evlenmeden önce birbirlerinde görüp de önemsemedikleri bazı davranış ve tutumları evlilikle beraber değiştirmeye çalışmalarıdır. Her iki tarafta da evlilik öncesi sorunlar açısından birbirlerini görmeme eğilimi vardır. Nasıl olsa değişir veya değiştirebilirim düşüncesi evliliğin başlaması ile bazı tıkanmalara yol açabilir. Değişir umudu, değişmeme veya 'ben böyleyim, değişemem' gerçeği ile hayal kırıklığı yaratır.

 

Evlilik birbirine uyum gerektirdiği için anlaşmak zorunda olunan bir ilişki anlamına da gelmektedir. Evlilik, birinin diğerini yüklenmesi gereken bir ilişki türü değildir. Roller ve eşlerin aile içi görev paylaşımları, sıkıntıların aşılmasında çok önemlidir. Aile ilişkisi sadece kişilerin aile içinde anlaşması veya çözmesi gereken sorunlar değil, aynı zamanda toplumla ilişkilerinde düzenlemeleri gerektirir. Yıllar ilerledikçe çocuklar da aile bireyi haline geleceğinden sorumluluklar haliyle artar. Sorunlar çıktıkça doğrudan konuşulur veya yeterince sorumluluk sahibi eşler sorunlar konuşulmadan da problemlerin üstesinden gelebilirler. Bazı sorunlar veya kurallar konuşulmadan ilişkiyi düzenleyemeyen eşler için her karşılaşılan güçlük/problem ayrı bir çatışma anlamına gelebilmektedir. Kimi zaman, eşlerden birisinin uyarısı ile diğer eş buna uyum sağlayarak sorunlar kolayca atlatılabilir. Ancak, bazı eşler yönlendirilme konusunda inatçı veya dediğim dedik tarzda yaklaşım sergileyince çözümsüzlük kaçınılmaz hale gelir. Her iki tarafın da kendine çekiştirmesi, rollerin çatışması halini artırır. Geçimsizlik ortaya çıkar.

 

Aile içi, evlilikte, çıkan çatışmalar, uyulacak kurallar, eşlerin birbirleriyle tutarsız kurallarını diğerine uygulamak için inatçı girişimleri ve kuralların kim tarafından koyulacağı gibi konularından çıkar. Tüm yaşanan sorunlar ve içinden çıkılmaz aile sorunları aile veya çift terapisi arayışını gerektirir.

 

Çiftler aile terapisine ne amaçla gidileceği konusunda farkında olmalıdır. İstekli ve sorunun çözümüne odaklı adım atılmalıdır. Aile danışmanlığı alacak kişilerin başvuracakları kişiler tarafından yargılanmayacaklarını, ayıplanmayacaklarını, sorgulanmayacaklarını, eşlerden birinin tarafının tutulmayacağını bilmeleri gerekir.

 

Evlilik yaşayan herkes sürekli veya bir süre bazı sorunlar yaşayabilirler. Sorun yaşamayan evlilik neredeyse yok gibidir. Ancak sorunları aşma konusunda her çift farklı oranda etkilenmektedir. Mühim olan sorunları kabul edip çözüm aramaktır.

 

Mutlu bir aile, mutlu bir çift toplumun geleceği ve çocuk yetiştirme açısından çok önemli bir rol oynar. Geleceğimizin temeli bizleri yetiştiren ailelerde yatar.

 

Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22