AĞRI VE PSİKİYATRİ

Ağrı aslında tamamıyla öznel (subjektif) bir yakınmadır/şikayettir. Herkes ağrıyı hissedebilir ama kimin ne kadar ağrı hissettiğini bilemeyiz. Yani ağrının şiddeti tamamıyla kişinin kendine aittir. Bazen ağrı hafif de hissedilse fazla abartıldığında ağrının çok şiddetli olduğunu düşündürebilir. Çok şiddetli olduğu halde dışa vuramayan bir kişinin ağrısının önemsi olduğunu düşünebiliriz. Bu nedenle de ağrı kişilerin ifadelerine göre de değerlendirilir.

Psikolojik ağrının önde gelen özelliği ağır ve uzun süreli ağrıdır. Ağrı gerçekte doku hasarının belirtisidir. Psikolojik ağrıda doku hasarı olmaz ya da hasar olsa bile olan ağrının şiddetini ortaya çıkaracak kadar hafif olmaz. Yani o hastalık veya doku hasarı için beklenen ağrıdan daha fazla hissedilir ve yaşanır. Ağrının beklenen anatomik (bölgesel) dağılımına uymaz. Bu ağrıyı açıklayacak organik bir neden bulunmaz. Organik bir neden varsa bile belirti bu organik bozuklukla uyumlu değildir. Bu özellikleri ile konversiyon (histeri) bozukluğuna benzer. Ayrıca çevresel bir stres, psikolojik bir çatışma veya psikolojik bir gereksinim, veya uyku eksikliği gibi huzursuzluğu artırıcı bir neden de ağrı bozukluğu ile ilişkilidir.

Bu bozukluğu yaşayan hastaların ağrıyı duyma/hissetme eşikleri de düşüktür. Yani diğer kişilerde ağrı uyaranı az miktarda ağrı hissettirirken ağrı bozukluğu yaşayan kişilerde daha fazla hissedilir. Bu da ağrı belirtilerinin abartılması şeklinde anlaşılmaktadır.

Bazen ortaya çıkan ağrı çevresindekilerin ilgisini toplamak üzere abartılarak kullanılabilir.

Belirti ve Bulgular

Düşünceleri büyük ölçüde belirti düzeyinde yoğunlaşmıştır. Konuşmaları hep ağrı belirtileri ile ilgilidir, tüm sorun ve yeti kaybını (fonksiyon kaybını) yaşanan bu ağrı ile açıklamaya çalışırlar veya bahane göstererek sorumluluklardan kaçınabilirler. Sıklıkla “bu ağrım olmasaydı, şunu yapardım” şeklinde olur. Hastalar sıklıkla iletişim tarzı olarak da ağrı ile ilgili sözcükleri seçerler. “Acı çektim, kızım beni incitti, karım beni mahvetti vb.” gibi cümleler kurarak tanımlamalarda bulunurlar.

Bu kişilerin/hastaların (ağrı bozukluğu yaşayan) diğer önemli bir özelliği doktor doktor dolaşmalarıdır. Dolaştığı hekimlerden ağrısının nedenini bulmaları konusunda isteklerde bulunurlar. Diğer hekimlerin başarısızlığını anlatırlar, bu nedenle bu ağrının nedenlerini bulamadıklarını ileri sürerler.

Tanım gereği fizik bulgu olsa bile bu hastanın ağrısını açıklamaz. Ancak genel olarak bu hastalarda ağrıya karşı duyarlılık artışı söz konusudur. Ağrı ile uyumlu laboratuar bulguları da zaten yoktur.

Ağrı bozukluğunun nedeninin psikolojik olduğu cevabına karşı da tepki göstererek “ben yalan mı söylüyorum, ben duyduğum ağrıyı size söylüyorum, kafamdan uydurmuyorum veya keyfimden doktor doktor dolaşmıyorum” gibi kızgınlık belirten cevaplar veya savunma gösterebilirler.

Bu hastalar sıklıkla birden fazla ağrı kesici ilacı gerekli gereksiz zamanlarda fazla miktarlarda alarak ağrılarını dindirmeye/geçirmeye çalışırlar. Ancak psikolojik kökenli olduğundan ve psikolojik nedenlerle/stres verici olaylarla ağrı arttığından klasik ağrı kesicilerle ağrı geçirilemez, belki biraz azaltılabilir.

Tedavi ile veya kendiliğinden düzelme olasılığı vardır. Ancak eklenen bazı diğer rahatsızlıklar ağrının şiddetlenmesine neden olabilir, sıklıkla da olmaktadır. Sıklıkla ağrı bozukluğu süregen/devamlı (kronik) hal alarak devam eder.

Tedavi

Son yıllarda süregen ağrı ve tedavisine ilgi artmış ve gelişmeler olmuştur. Diğer tıp branşları ile psikiyatrik yardımlar birleştirildiğinde tedavi daha da olumlu sonuçlar vermektedir.

En başta önerilmesi gereken; hastanın doktor doktor dolaşmasının önüne geçmektir. Ayrıca ağrı nedeniyle gereksiz cerrahi girişimlerden uzak durmaları önerilmeli, cerrahi öncesi ağrı nedeniyle takip eden doktordan ve psikiyatristten görüş alınmalıdır.

Son yıllarda artan psikiyatrik tedavi seçenekleri ağrı bozukluğu yaşayan hastalara da olumlu sonuçlar sunmakta ve ağrısız, rahat ve kaliteli bir yaşam verebilmektedir.

Günümüzde ağrı tedavisinde psikiyatrik destek olarak en çok antidepresanlar, kaygı giderici ilaçlar ve aynı zamanda kas gevşetici özelliği olan bazı ilaçlar da eklenerek rahatlama hatta tam çözüm (tam kür) bile mümkündür.
Dr.Murat Eren ÖZEN, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatr)

www.stres112.com   www.twitter.com/muraterenozen

Özel Adana Hastanesi, Büyükşehir Belediyesi Karşısı

0322 459 22 22